İzmir’deki Yaşar Üniversitesi, Avrupa Birliği Bilim Diplomasisi Birliği’ne kabul edilen ilk Türk üniversitesi oldu.
Yaşar Üniversitesi, uluslararası arenada önemli bir başarıya imza atarak AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne kabul edilen Türkiye’den ilk üniversite olma unvanını kazandı. Bu başarı, üniversitenin akademik ve araştırma alanındaki uluslararası yetkinliğini bir kez daha kanıtladı.
Yaşar Üniversitesi, yürüttüğü akademik ve araştırma faaliyetleriyle dikkat çekmekte. Bu başarı, Avrupa Birliği Mükemmelliyet Merkezi aracılığıyla elde edilen bir üyelikle taçlandırıldı. Üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, bu gelişmenin, uluslararasılaşmayı temel hedef olarak benimsediklerinin bir göstergesi olduğunu belirtti. Yiğitbaşı, "Eğitimden araştırmaya kadar her alanda küresel ölçekte rekabet edebilen bir üniversite olmayı amaçlıyoruz" ifadesini kullandı.
Uluslararası akreditasyonlar, artan yabancı öğrenci sayısı ve dünya üniversiteleri ile gerçekleştirilen iş birliği projeleri, bu hedef doğrultusunda önemli çıktılar olarak öne çıkmakta. Mezunların uluslararası alanda fark yaratan bireyler olarak yetişmesinin önemine vurgu yapan Yiğitbaşı, üniversitenin güçlü akademik kadrosu ve yenilikçi eğitim anlayışıyla uluslararası başarılarını sürdürülebilir kılma hedefinde olduklarını kaydetti.
Bilim Diplomasisinin Önemi
Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne üyeliğin üniversiteye prestij ve önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Kandiller, "Üniversitemiz, göç, güvenlik, çeşitlilik, gençlik ve uluslararası ilişkiler alanlarında uzman akademik kadrosu ile bilim diplomasisi alanında önemli bir birikime sahip" dedi. AB Bilim Diplomasisi Birliği üyeliği ile uluslararası akademik iş birliklerinin derinleşmesi ve küresel etki alanının genişlemesi hedefleniyor.
Yaşar Üniversitesi AB Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökay Özerim, bilim diplomasisinin, ülkeler arasında güven inşasında kilit rol oynadığını belirtti. Özerim, "Bilim diplomasisi, uluslararası çatışmaların ve bölgesel krizlerin arttığı günümüzde, diyalog kanallarının açık tutulmasını sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir" şeklinde konuştu. Bu bağlamda, akademik bilgi ve uzmanlık paylaşımının, kalıcı ilişkilerin kurulmasına katkı sunduğu ifade edildi.