İstanbul'da Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası Kapsamında Açıklamalar Yapıldı
İstanbul'da doğumsal kalp hastalıkları ile ilgili yapılan açıklamalarda, her 100 çocuktan birinin bu hastalıkla doğduğu belirtildi. Erken teşhis, tedavi sürecinde kritik öneme sahip.
7-14 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası kapsamında, İstanbul Liv Hospital Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici önemli bilgiler paylaştı. Doç. Dr. Bilici, doğumsal kalp hastalıklarının çocukluk döneminde en sık görülen doğumsal hastalıklar arasında yer aldığını ifade etti. Her 100 çocuktan 1’inin bu hastalıkla dünyaya geldiğini vurgulayan Bilici, erken tanının tedavi sürecindeki rolünün hayati olduğunu belirtti.
Doç. Dr. Bilici, erken teşhis edilmeyen hastaların ameliyat şanslarını kaybedebileceğini belirtti. Doğumsal kalp hastalıklarının görülme sıklığının diğer birçok hastalığa göre daha fazla olduğunu dile getirerek, "Bu oran, doğuştan kalça çıkığının 10 katı ve kistik fibrozisin 25 katı kadar yüksek" açıklamasında bulundu. Ayrıca, hastaların önemli bir kısmının, anne karnında gerçekleştirilen fetal ekokardiyografi ile tanı alabildiğini ifade etti. Tanı almayan bebeklerin ise ailelerin, aile hekimlerinin veya çocuk sağlığı uzmanlarının dikkatli gözlemi ile teşhis edilebileceğini aktardı. Erken tanının bu noktada büyük bir öneme sahip olduğunu yineledi.
Morarma, doğumsal kalp hastalıklarının belirtileri arasında önemli bir bulgu olarak öne çıkıyor. Ancak, Doç. Dr. Bilici, morarma olmayan çocuklarda da bu hastalığın olabileceğini belirtti. Aileleri, morarması olan çocukların yanı sıra, çabuk yorulma, kilo alamama, kalpte üfürüm, gelişme geriliği ve hızlı nefes alma gibi diğer belirtilerle de dikkatli olmaları konusunda uyardı. Bu tür belirtileri yaşayan çocukların mutlaka çocuk kardiyoloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.
Fetal ekokardiyografi, doğumsal kalp hastalıklarının erken tanısında kritik bir yere sahip. Doç. Dr. Bilici, bu tetkikin özellikle bazı durumlarda zorunlu olduğunu ifade etti. Özellikle ailede doğumsal kalp hastalığı öyküsü bulunan bebekler ile ayrıntılı ultrasonda anormallik tespit edilen bebeklere bu tetkikin yapılması gerektiğini belirtti.
Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde Türkiye’nin güçlü bir sağlık altyapısına sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Bilici, Avrupa ve Orta Doğu'dan birçok hastanın tedavi için ülkemize geldiğini aktardı. Her yıl Türkiye’de yaklaşık 10-12 bin bebeğin doğumsal kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini ifade ederek, farkındalık çalışmalarının erken tanı açısından önemine dikkat çekti.