Erzurum Narman'dan Balkan Cephesi'ne Gönderilen Telgraf, Millî Müdafaayı Ortaya Koyuyor.
Erzurum Narman'dan Balkan Cephesi'ne gönderilen telgraf, savaş döneminin millî müdafaa anlayışını gözler önüne seriyor. Müftü Habip Efendi, telgrafta vatanın korunmasının herkesin görevi olduğunu vurguluyor. Bu belge, dönemin toplumsal seferberlik anlayışının önemli bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Balkan Savaşları'nın en zor günlerinde, Erzurum'a bağlı Narman Kazası Müftüsü Habip Efendi'nin Şark Ordusu Umum Kumandanlığı'na gönderdiği telgraf, dönemin millî müdafaa anlayışını ortaya koyan önemli bir belge olarak gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Taner Özdemir tarafından gerçekleştirilen arşiv çalışmaları sırasında bulunan bu telgrafta, Müftü Habip Efendi, vatanın korunmasının yalnızca askerlerin değil, tüm milletin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ediyor. Metinde, vatan topraklarının "nice şehid kanlarıyla yoğrulmuş mukaddes bir emanet" olduğu vurgulanmakta ve bu emaneti korumanın dinî ve millî bir sorumluluk olduğu belirtilmektedir.
Millî Müdafaa Konusundaki Hassasiyet
Taner Özdemir, Habip Efendi'nin talebine, Başkumandanlık Vekâleti Erkân-ı Harbiye Birinci Şubesi tarafından resmi bir cevap verildiğini ve gösterilen fedakârlık için teşekkür edildiğini aktardı. Cevap yazısında, taşra ulemasının millî müdafaa konusundaki hassasiyetinin takdir edildiği vurgulanıyor. Bu durum, merkezî askerî idare ile taşradaki dinî otorite arasında güçlü bir dayanışma ve karşılıklı güven olduğunu göstermektedir. Ayrıca belgede, kadınların yaralılara yardım etmek ve cepheye cephane göndermek; erkeklerin ise düşmanla mücadele etmeye hazır olduklarına dair ifadeler yer almaktadır. Bu yönüyle metin, yalnızca askerî bir yazışma değil; aynı zamanda toplumsal bir seferberlik anlayışının da belirgin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Sıradan Bir Tebrik Metni Değil
Bu tarihi belge, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir tarafından yapılan arşiv çalışmaları sonucunda açığa çıkarıldı. Özdemir, belgenin din-devlet ilişkileri, taşra ulemasının rolü ve millî bilinç tarihi açısından çok katmanlı bir kaynak değeri taşıdığını ifade etti. Taner Özdemir, "Bu telgraf sıradan bir tebrik metni değildir. Doğrudan cephede hizmet talebini içeren açık bir irade beyanıdır. Din adamlarının yalnızca manevi destek sunmakla kalmayıp, gerektiğinde fiilî sorumluluk almaya hazır olduklarını göstermesi açısından dikkat çekicidir." dedi.
Ortaya çıkarılan bu yazışma, Balkan Savaşları döneminde Anadolu’nun doğusunda şekillenen millî sorumluluk bilincine dair önemli bir arşiv tanıklığı olarak değerlendirilmektedir.