Erzurum'da Köy Okullarının Güçlendirilmesi Gerektiği Vurgulandı
Erzurum'da, köy okullarının yeniden açılmasının gerekli olduğunu belirten Güleç, eğitim hakkının her çocuk için eşit olduğunu ifade etti. Taşımalı eğitim uygulamalarının köylerdeki nüfus kaybını artırdığına dikkat çekti.
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Teşkilatlanma Sekreteri Mehmet Güleç, köy okullarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, yerinde eğitimin kırsal kalkınmanın önemli bir unsuru olduğunu söyledi. Güleç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından gündeme getirilen "öğrenciyi değil öğretmeni taşıma" modelinin tartışılmasının önemli olduğunu, ancak asıl hedefin "köy okullarının sürdürülebilir biçimde yeniden açılması" olması gerektiğini ifade etti.
Güleç, yazılı açıklamasında eğitim hakkının anayasal bir hak olduğunu belirtti. "Eğitim, her çocuğun doğuştan sahip olduğu temel bir haktır. Bu hak, çocuğun yaşadığı yere, ailesinin ekonomik durumuna ya da nüfus istatistiklerine göre sınırlandırılamaz. Köyde yaşayan çocuklarımızın eğitim hakkı, şehirde yaşayan akranlarıyla eşit derecede değerlidir. Taşımalı eğitim uygulamaları uzun yıllardır bir çözüm yöntemi olarak uygulanmaktadır; ancak küçük yaştaki çocukların her gün uzun ve yorucu yolculuklara maruz bırakılması pedagojik açıdan tartışmalıdır." dedi.
Güleç, eğitim sürecinin yalnızca ders görmekten ibaret olmadığını, çocuğun güvenli bir ortamda, yaşadığı çevreyle bağını koparmadan gelişmesini sağlayan bütüncül bir süreç olduğunu belirtti. Ayrıca, taşımalı eğitim uygulamasının kırsalın sosyal yapısını zayıflattığına, köy okullarının kapanmasıyla birlikte şehre olan göçün hızlandığına ve köylerde nüfusun azaldığına dikkat çekti.
Köy okullarının yalnızca eğitim kurumu olmadığını, aynı zamanda kırsal yaşamın devamlılığını sağlayan merkezler olduğunu dile getiren Güleç, "Okulu kapanan köy zamanla nüfus kaybeder. Aileler çocuklarının eğitimi için yer değiştirmek zorunda kalır. Bu durum hem köyleri boşaltmakta hem de şehirlerde sosyal ve ekonomik baskıyı artırmaktadır." şeklinde konuştu. Kırsal kalkınmanın ancak köy okullarının açılması ile mümkün olabileceğini ifade etti.
Öğrencilerin yaşadıkları çevreyle bağ kurarak yetiştiğini belirten Güleç, bunun yerel üretim bilinci ve aidiyet duygusu açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Bakanlığın gündeme getirdiği öğretmen taşınması modelinin olumlu yönleri olabileceğini belirten Güleç, uygulamanın yalnızca norm kadro veya maliyet hesabı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Güleç, "Yerinde eğitim güçlendirilmelidir. Ancak öğretmenlerin birden fazla okulda görevlendirilmesi planlanırken ulaşım, güvenlik ve ders programı koordinasyonu titizlikle ele alınmalıdır. Aksi halde iyi niyetli bir model sahada karmaşaya sebep olabilir." ifadelerini kullandı.
Kırsal bölgelerde görev yapacak öğretmenlerin özlük haklarına da dikkat çeken Güleç, bu öğretmenlerin haftalık ders yükü, ek ders planlaması ve diğer özlük haklarının açık bir şekilde tanımlanması gerektiğini vurguladı. Teşvik mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Güleç açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Köy okullarının yeniden açılması hedefleniyorsa, bu okullarda görev alacak öğretmenlerin özlük hakları da güçlendirilmelidir. Ulaşım desteği, barınma imkânı, ek teşvikler ve hizmet puanı düzenlemeleri net şekilde planlanmalı ve devlet tarafından garanti alınmalıdır. Gönüllülük esas alınmalı ve öğretmenler mağdur edilmemelidir."
Köy okulları geleceğe yatırımdır. Doğru planlanırsa, okul kapanmalarının önüne geçilebilir ve kırsal kalkınma sağlanabilir. Eğitim politikaları, kırsal kalkınma hedefleriyle birlikte ele alındığında, köy okulları yeniden açılabilir ve bu okulların açılması geleceğe yatırım anlamına gelecektir.