İstanbul'da 12 Mart Dünya Böbrek Günü'nde Erken Tanı ve Sağlıklı Hayat Teması İşlendi
12 Mart Dünya Böbrek Günü'nde, kronik böbrek hastalığına dikkat çekmek amacıyla erken tanının önemi vurgulandı. 'Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat' kampanyası ile sağlık kontrollerinin gerekliliği ön plana çıkarıldı.
12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla, kronik böbrek hastalığına yönelik farkındalık yaratmak amacıyla AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu işbirliğiyle ‘Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat’ projesi hayata geçirildi. Projenin tanıtımı, Model Tülin Şahin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen bir toplantıda yapıldı. Bu toplantıda, kronik böbrek hastalığı hekimler, hastalar ve hasta yakınları perspektifinden ele alındı.
Açılış konuşmasını AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç yaptı. Toplantıda, Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay, yaptıkları çalışmalar ve hastalıkla ilgili önemli bilgileri paylaştı. Tülin Şahin ve kronik böbrek hastası Duygu Bayındır’ın yaşadıkları deneyimler ise toplantıya duygusal bir boyut kattı.
"Düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını yaymak istiyoruz"
Dr. Münevver Gönenç, sağlık alanında kalıcı değer oluşturmanın yalnızca yenilikçi tedavilerle sınırlı olmadığını, farkındalık ve erken tanı çalışmalarının bu hastalıkla mücadelede önemli ilerlemeler sağlayabileceğini vurguladı. Gönenç, "Bilimin imkansız gibi görünenleri gelecekte mümkün hale getirebileceğine olan inancımızla, toplum sağlığına katkıda bulunmayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz. Kronik böbrek hastalığı, bireyleri ve aileleri etkileyen bir durumdur. Bu hastalığa dair farkındalık oluşturmak, sosyal sorumluluğumuzun temel bir parçasıdır. Bu proje ile erken tanı ve düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz" şeklinde konuştu.
‘‘Erken tanı konulduğunda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak mümkün’’
Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, kronik böbrek hastalığının üç aydan uzun süren kalıcı böbrek fonksiyon bozukluğu olarak tanımlandığını ve Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişiyi etkilediğini belirtti. Hastalığın sinsi ilerlediğine dikkat çeken Türkmen, "Böbrekler, vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını sağlayan hayati organlardır ve fonksiyonlarını kaybetmeleri yaşamı derinden etkiler. Hastalık, sinsi bir şekilde ilerlediği için pek çok kişi durumun farkında olmuyor. Halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler başladığında hastalık çoktan ilerlemiş olabiliyor. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastaları ile 60 yaş üzerindeki bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önemlidir. Erken tanı ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak mümkündür. Bu nedenle farkındalık çalışmaları yapmak ve erken tanının önemine dair mesajları geniş kitlelere ulaştırmak oldukça önemlidir" ifadelerini kullandı.
"Basit kan ve idrar testleri böbrek sağlığı açısından önemli veriler sağlar"
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay, aile hekimlerinin kronik hastalıkların erken tespiti ve takibindeki kilit rolüne dikkat çekti. Balbay, "Türkiye genelindeki 30 bin aile hekimimiz, hastaların sağlık sistemiyle ilk temas noktasıdır. Her aile hekimi, ortalama 3 bin hastaya hizmet vererek koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturuyor. KBH gibi ilerleyici hastalıkların erken teşhisi için vatandaşlarımızın yılda en az bir kez aile sağlığı merkezlerine giderek basit kan ve idrar testlerini yaptırmaları, böbrek sağlığının yanı sıra tüm vücut sağlığı açısından önemli veriler sağlar. Ayrıca, böbrek sağlığını korumak için günde 2-2,5 litre su tüketimi, tuzun azaltılması ve günde ortalama 30 dakikalık yürüyüş gibi alışkanlıkların kazanılması da kritik öneme sahiptir. ’Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat’ projesi ile bu basit ama hayat kurtaran adımların tüm toplumda benimsenmesini amaçlıyoruz" dedi.
"Annemin böbreğinde tümör tespit edildiğinde hayatımız tamamen değişti"
Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Tülin Şahin, bir hasta yakını olarak yaşadıklarını paylaşarak kronik böbrek hastalığının yalnızca hastayı değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu anlattı. Annesinin böbrek tümörü nedeniyle böbreğinin alındığını ve ardından diyaliz sürecine girildiğini ifade eden Şahin, sürecin duygusal ve fiziksel zorluklarını şu sözlerle dile getirdi: "Bir böbrek hastası yakını olmak, aslında o süreçte hastayla birlikte her şeyi yaşamak demek. Annemin böbreğinde tümör tespit edilip diyaliz süreci başladığında hayatımız tamamen değişti. Haftada iki gün, saatlerce süren diyaliz seanslarında kapıda beklemek, hayatınızı bu takvime göre organize etmek hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok yıpratıcıydı. Anneme böbrek nakli yapılması bizim için yeni bir umut ve dönüm noktası oldu. Bu süreç, bana sağlığın, organ bağışının ve en önemlisi düzenli kontrollerin ne kadar değerli olduğunu öğretti. Erken tanı imkânı varken bunu ihmal etmemek gerekiyor."
"Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim"
Kronik böbrek hastası Duygu Bayındır, genç yaşta aldığı tanıdan bugüne uzanan 18 yıllık sağlık yolculuğunu paylaştı. Henüz 19 yaşındayken böbrek fonksiyonlarının yaklaşık yüzde 70’ini kaybettiğini öğrendiğini belirten Bayındır, annesinin böbreğini bağışlamasıyla nakil olduğunu ve sonrasında bağışıklık baskılayıcı tedavilerle yaşamını disiplinli bir şekilde sürdürdüğünü anlattı. Bayındır, "19 yaşımda tanıştığım bu hastalık bana sabrı ve dayanıklılığı öğretti. Annemin böbreğiyle yapılan nakil sonrası hayatımı artık bambaşka bir şekilde sürdürmeye başladım. Hijyenden beslenmeye kadar her adımda dikkatli olmam gerekiyor. Kronik böbrek hastalığı uzun soluklu bir süreçtir ve zamanla ilerleyebiliyor. Şu anda hastalığım 4. evrede ve ikinci bir nakil ihtimali gündeme gelmiş durumda. Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim. Bu nedenle düzenli kontroller ve tedaviler, hayatımın önemli bir parçası olmuştur."
Toplantıda tanıtımı yapılan, toplam dört bölümden oluşan, "Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat" video serisinin ilk videosu da yayımlandı. Serinin tamamı ilerleyen günlerde YouTube’daki AstraZeneca Türkiye kanalı üzerinden yayımlanacak. Videolarda hekim görüşlerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının gerçek yaşam deneyimlerine yer veriliyor. Böylelikle hastalığın erken tanı ile kontrol altına alınabileceğine dair farkındalığı artırmak ve toplumda düzenli sağlık kontrolü alışkanlığını güçlendirmek hedefleniyor.