İzmir'de Alzheimer Hastalığı Kadınları Daha Fazla Etkiliyor, Uzmanlar Erken Tarama Öneriyor
Alzheimer hastalarının büyük bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Uzmanlar, menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin hastalığın riskini artırdığını belirtiyor. Erken tarama ve uygun tedavi yöntemlerinin uygulanması, hastalığın ilerlemesini durdurmak açısından kritik öneme sahip.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
Türkiye'de 600 binden fazla bireyi etkileyen Alzheimer hastalığı, özellikle kadınlarda menopoz dönemindeki östrojen kaybı ve hormonal değişiklikler nedeniyle daha yaygındır. Uzmanlar, hastalığın ilerlemesini durdurabilmek için erken tarama testlerinin ve menopoz sürecindeki tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekiyor.
Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen Alzheimer vakalarının yaklaşık üçte ikisi kadınlardan oluşuyor. Menopoz döneminde östrojen reseptörlerinde meydana gelen değişiklikler, Alzheimer hastalarındaki metabolizma bozukluklarına benzer durumlar yaratabiliyor. Bu nedenle menopoz sürecinde nörolojik kontrollerin daha sık yapılması gerektiği vurgulanıyor. Hormonal değişimlerin, kadın sağlığı üzerinde etkisi olduğu gibi kas-iskelet ve nörolojik sistemler üzerinde de derin etkileri bulunuyor.
Etkinlikte Kadın Sağlığı Ele Alındı
Acıbadem Kent Hastanesi'nde düzenlenen "Kadın yaşam döngüsünde bilişsel sağlık ve koruyucu yaklaşımlar" konulu etkinlikte, kadın sağlığı ve Alzheimer hastalığı detaylı bir şekilde ele alındı. Etkinlikte, Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, "Alzheimer riski açısından menopozu anlamak" üzerine bir konuşma yaptı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, "Alzheimer hastası olarak kadın" konusunu ele aldı. Ege Üniversitesi Geriatri Kliniği'nden Sevnaz Şahin ise "Geriatri bakış açısı ile kadın: Yaşlılığın kadınsallaşması" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Ayrıca, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Nil Tekin, "Alzheimer bakım vereni olarak kadın" konusunu anlattı. Etkinlikte, tiyatrocu Zerrin Sümer ve sanatçı Suzan Kardeş de Alzheimer hastalığını ele alan bir söyleşi gerçekleştirdi.
Östrojen Eksikliğinin Etkileri
Prof. Dr. İsmail Mete İtil, menopoz döneminin ve buna bağlı östrojen azalmasının kadınların beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kadın ve erkeklerde karşılaştırıldığında, beyin küçülmesi ve dikkat eksikliği gibi "beyin sisi" durumlarının kadınlarda daha fazla görüldüğünü belirtti. İtil, östrojenin beyin fonksiyonları üzerindeki olumlu etkilerini vurgulayarak, eksikliğinin glikoz alımını azaltarak olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Ayrıca, diyabet ve tiroid gibi sistemik hastalıkların kontrol altına alınması gerektiğini belirtti. Hormon tedavisinin her kadına uygulanamayacağını, ancak menopoz ilaçlarındaki uyarıların kaldırıldığını da ekledi.
Menopoz Sürecinin Yönetimi
Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, menopoz sürecinin kadın doğum ve diğer disiplinlerle entegre bir şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Bu süreçte nörolojinin de yer almasının, kas-iskelet zafiyetine neden olabilecek hastalıkların tedavisinde diğer branşlarla işbirliğini gerektirdiğini belirtti.
Erken Tanının Önemi
Yeni gelişen testler ve tedavi yöntemleri sayesinde Alzheimer hastalığına erken müdahalenin mümkün olduğunu belirten Doç. Dr. Seçkin, erken tanının önemini vurguladı. Unutkanlık şikayeti başlamadan önce nörolojik kontrollerin yapılmasını önerdi. Yeni testlerin, henüz ağır unutkanlık belirtileri göstermeyen bireylerde bile hastalığı tanımlama olanağı sunduğunu ifade etti. Alzheimer hastalığı, semptomlar başlamadan 10-20 yıl önce beynimizde etkisini göstermeye başlıyor.
Erken Teşhis İçin Tarama Yöntemleri
Erken müdahale ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olduğunu belirten Seçkin, Alzheimer hastalığındaki tanı ve tedavi süreçlerinin erken evre tarama yöntemleriyle yapılmaya başlandığını aktardı. Semptomu olmayan bireylerin bu tarama sürecine dahil edilmesinin önemli olduğunu söyledi. Risk gruplarının tespit edilmesi ve yönlendirilmesiyle hastaların daha erken tedavi alma şansı olduğunu vurguladı. Alzheimer taraması, detaylı nörolojik muayene, nörogörüntüleme, PET gibi ileri tetkikler ve yeni geliştirilen serum biyobelirteçleri ile gerçekleştiriliyor. Aile öyküsü taşıyan bireylerde genetik testlerin yapılması, erken tespit için önemli bir yöntemdir. Belden sıvı alma işlemi, yüksek doğruluk oranıyla Alzheimer hastalığını tespit etmede etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Beyindeki amiloid ve tau proteini birikimi de PET yöntemiyle veya kan testleriyle incelenebiliyor. Tüm bu imkanlarla Alzheimer hastalığını çok daha erken aşamalarda tespit etmek mümkün hale gelmektedir.