İzmir'de Glokom Hastalığı Aile Öyküsü ile İlişkili Olarak Daha Fazla Görülüyor
İzmir'de glokom, gözün sessiz hırsızı olarak biliniyor. Aile öyküsü bulunan bireylerde hastalığın riski artıyor. Uzmanlar, erken tanı ile görme kaybının önlenebileceğine dikkat çekiyor.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
Medicana International İzmir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Bilgin, glokomun tıpta "gözün sessiz hırsızı" olarak adlandırıldığını belirtti. Dr. Bilgin, "Glokom genellikle ağrı yapmaz, erken dönemde görmeyi etkilemez ve merkezi görme uzun süre korunur. Görme kaybı ise periferden başlar ve hasta bunu fark etmeden ilerler. Çoğu zaman hastalar, hastalık ciddi seviyeye gelene kadar bir problem olduğunu anlamaz" ifadelerini kullandı. Bu durumun, glokomun dünya genelinde geri dönüşsüz körlüğün en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı.
Doç. Dr. Sinan Bilgin, göz içi basıncındaki artış ve bazı dolaşım bozukluklarının, optik sinir liflerinde hasara yol açabileceğini belirtti. "Bu süreçte sinir hücreleri kaybedilir ve görme alanı giderek daralır. Glokomda oluşan hasar ne yazık ki geri döndürülemez. Bu yüzden tedavide amacımız kaybı geri getirmek değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır" dedi.
Belirtiler ve Riskler
Glokomun en tehlikeli yönlerinden birinin belirti vermemesi olduğunu ifade eden Dr. Bilgin, hastaların genellikle ileri evrede başvurduğunu belirtti. "Periferik görme kaybı günlük yaşamda kolay fark edilmez. Beyin eksik alanları tamamlar, diğer göz de durumu telafi eder. Hastalar genellikle görme alanının ciddi oranda daraldığı, yani tünel görmenin başladığı dönemde durumu fark eder. Bu aşamada ise hasarın önemli bir kısmı kalıcıdır" diyerek, hastalığın gelişiminde bazı risk faktörlerinin öne çıktığını aktardı. Yüksek göz içi basıncı, 40 yaş üzeri olmak ve ailede glokom öyküsü bulunması en güçlü risk faktörleri arasında yer alıyor. Aile öyküsü olan bireylerde riskin birkaç kat arttığını belirten Dr. Bilgin, diyabet, hipertansiyon, migren, yüksek miyopi ve uzun süreli steroid kullanımının da riski artırabileceğini ifade etti.
Erken Tanının Önemi
Glokomun erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, "Glokom erken dönemde tespit edildiğinde, uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesini büyük ölçüde durdurmak mümkündür. Tedavide göz damlaları, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemlerle göz içi basıncını güvenli seviyeye düşürmeyi hedefliyoruz" dedi. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini hatırlatan Dr. Bilgin, "Glokom sinsi ilerleyen ve geri dönüşü olmayan hasar bırakan bir hastalıktır. Ancak erken tanı ve doğru tedavi ile körlük büyük oranda önlenebilir. Bu nedenle hiçbir şikâyet olmasa bile düzenli göz muayenesi yaptırmak hayati önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.