Yerel »

Van'da Gölün Derinliklerinde Gizli Sırlar ve Ekosistem Değişimleri

Van Gölü, Türkiye'nin en büyük tuzlu ve sodalı gölü olarak derinliklerinde birçok sır barındırıyor. Göl, 3 bin 712 kilometrekarelik alanı ve 451 metreye ulaşan derinliği ile dikkat çekiyor. Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi'nden Dr. Mustafa Akkuş, gölün gizli zenginliklerini ve ekosistem dinamiklerini aktarıyor.

Van Gölü, 3 bin 712 kilometrekarelik alanıyla Türkiye’nin ve dünyanın en büyük tuzlu ve sodalı gölü olarak öne çıkmaktadır. Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan bu volkanik set gölü, 451 metreye kadar derinleşmekte ve kendine özgü sodalı su yapısıyla dikkat çekmektedir. Göl, ortalama olarak denizden 1.646 metre yükseklikte yer almakta ve ortalama derinliği 171 metredir. Gölün doğu kısmında Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adaları gibi tarihi ve turistik öneme sahip dört ada bulunmaktadır. Bu adalar, 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilmiştir.

Van Gölü’nde Yaşayan Balık Türleri

Van Gölü’nde yaşayan iki balık türü bulunmaktadır: inci kefali ve 2018 yılında keşfedilen siyah benekli küçük mercan balığı. Bu yeni tür, Van İl Jandarma Komutanlığı Su Altı Timinin dalış eğitimi sırasında 13 metre derinlikteki mikrobiyalitlerde tespit edilmiştir. Bu türle ilgili araştırmalar hala devam etmektedir.

İnci Kefali Ekonomiye Katkı Sağlıyor

Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefali, bölge ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Üreme dönemlerinde tatlı suya göç eden bu balığın neslinin sürekliliği için her yıl 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında av yasağı uygulanmaktadır. Ekonomik değeri yüksek olan inci kefali, yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı haline gelmiştir.

Gölün Dinamik Ekosistemi

Van Gölü’nün büyüklüğü ve sodalı yapısı, onun ekosistem dinamiklerini belirlemektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Dr. Mustafa Akkuş, "Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikada çalışır gibi bir ekosistem var. Bu ekosistem, her gün fotosentez yaparak besin üretiyor ve mikroskopik canlıları besliyor" şeklinde açıklamalarda bulunmaktadır. Gölün klorofil-a yoğunluğu, göldeki canlılık ve besin döngüsünün ne kadar sağlıklı olduğunu gösteren önemli bir ölçüttür.

Göl Kirliliği ve Yenilenebilir Ekosistem

Dr. Akkuş, göldeki kirliliğin belirli seviyelerde kalması gerektiğini vurguluyor. "Kirlilik seviyeleri aşıldığında, Van Gölü'nün geleceğinden bahsetmek mümkün olmayacaktır" diyen Akkuş, gölün kendi kendini yenileyen bir ekosistem olduğunu belirtiyor. Van Gölü’nün su döngüsü, gölün sağlıklı kalmasını sağlıyor ve bu döngü bozulduğunda gölün ekosistem dengesi tehlikeye girebilir.

Van Gölü: Korunması Gereken Canlı Bir Ekosistem

Dr. Mustafa Akkuş, "Van Gölü’ne bakıldığında gözlemlenen durgun su, aslında büyük bir yaşamı barındırıyor. Göl, sürekli fotosentez yaparak ve binlerce canlıya zemin hazırlayarak yaşamını sürdürüyor. Bu nedenle, Van Gölü sadece izlenmesi gereken bir manzara değil, korunması gereken bir canlı ekosistemdir" sözleriyle durumu özetlemektedir. Gölün sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için bu döngünün korunması gerektiği vurgulanmaktadır.


Daha fazlası ve daha hızlı bilgi için sizde;
Facebook'ta @mersihnaber 'i
Instagram'da @mersinhaber 'i veya
Twitter'da @mersinhaber 'i takip edebilirsiniz.
İlk olarak anlık gelişmeleri sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz.. Dilerseniz sosyal medya hesapları üzerinden sizlerde bir olayı ihbar edebilir veya bir gelişmeden bizleri haberdar edebilirsiniz.