Asayiş »

İzmir Balçova'da 3 Polisin Şehit Olduğu Saldırıda Sanıklar Hakim Karşısında

İzmir Balçova'da polis merkezine gerçekleştirilen silahlı saldırıda 3 polis memuru şehit oldu. Olayın sanığı E.B., mahkemede "DEAŞ’ı seviyorum" dedi.

İzmir’in Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 tarihinde E.B. (17) isimli şüpheli, pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda, polis memurları Hasan Akın, Ömer Amilağ ve olay yerine giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çatışmada E.B., bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olay sonrası hazırlanan 58 sayfalık iddianame mahkeme tarafından kabul edilerek sanıklar hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tutuklu sanık E.B., tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. ile mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı da hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar aleyhine 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından toplamda 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

"Talimat Almadım, DEAŞ’ı Seviyorum"

E.B., DEAŞ ile doğrudan bağlantısının olmadığını, ancak örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirtti. "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim, ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin 'Türkiye’ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara yönelik operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." şeklinde konuştu.

"Ailemi de Kafir Olarak Görüyorum"

Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi.

"Oğlum Radikal Eğilimliydi"

Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilseydi buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı, ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum." diye belirtti.

"Evde Kar Maskesiyle Geziyordu"

Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu ifade eden tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti." şeklinde konuştu.

"Vururken Tekbir Getirdi"

Yaralı polis memuru Murat Dağlı, ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurguladı. "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim." dedi.

"Silahını Kasada Saklardı"

Şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını vurgulayarak, "Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." diyerek durumu eleştirdi.


Daha fazlası ve daha hızlı bilgi için sizde;
Facebook'ta @mersihnaber 'i
Instagram'da @mersinhaber 'i veya
Twitter'da @mersinhaber 'i takip edebilirsiniz.
İlk olarak anlık gelişmeleri sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz.. Dilerseniz sosyal medya hesapları üzerinden sizlerde bir olayı ihbar edebilir veya bir gelişmeden bizleri haberdar edebilirsiniz.