İstanbul'da İBB davasında Ekrem İmamoğlu'nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı.
İstanbul'da devam eden İBB davasında, Ekrem İmamoğlu'nun koruma müdürü Mustafa Akın, duruşmada savunma yaparak suçlamaları yanıtladı.
İstanbul'da görülen 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının 22. oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde yer alan duruşma salonunda gerçekleştirildi. Duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun koruma müdürü Mustafa Akın, savunmasını yaptı.
İddianamede, sanık Akın'ın suç örgütü içerisindeki yöneticilerle bir bağlantısının olmadığı, ancak Ekrem İmamoğlu'nun koruma müdürü olduğu belirtildi. Akın’ın, suç örgütü liderinin katıldığı toplantılarda kameraları bantlayarak görüş açısını engellediği ve toplantı alanlarına sinyal kesici cihazların yerleştirildiği ifade edildi. Bu sayede örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı aktarıldı. Ayrıca, Akın’ın başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazının tahrip edilmesiyle ilgili de talimat verdiği iddia ediliyor.
"Olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum"
Duruşmada, tutuklu sanık Akın, "Emekli emniyet mensubuyum, İBB'de kamu personeli olarak görev yapmaktayım. Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde, profesyonel bir çalışma arkadaşı ihtiyacı olduğu söylendi. Sayın başkanım ile çalışmaktan mutluluk duyuyorum. Kendisini korumakla görevli 4 polis memuru ve valilik tarafından özel koruma izni ile koruma görevi yürütülüyordu. Sinyal kesici cihazlar, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınmıştı. Ben, olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne de bir oluşum içinde yer aldım. 12 yıl boyunca böyle bir duruma tanıklık etmedim" şeklinde konuştu.
"Başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır"
Akın, savunmasında, "Kullanılan jammer cihazları, olası saldırıları engellemek için koruma ekibi tarafından alınan tedbirlerden biridir. Ayrıca, gizli bir toplantıya şahit olmadım. Yanımızda devletin görevlendirdiği polis memurları vardı. Toplantılarda bu önlemleri alıyorduk. Amacımız, meydana gelebilecek saldırılara karşı önleyici tedbir almaktı. Haberleşmenin engellenmesi gibi bir durum söz konusu olmamıştır. Kamera bantlama konusu, sayın başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılmasıdır. Eğer toplantının gizlenmesi amaçlansaydı, otelin giriş çıkışına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı? Gizli bir toplantı olsaydı, otelin VIP girişinden girilmez miydi? Biz otelin ana giriş kapısından giriş yaptık. Lobide ve fuaye alanında kameralar açıktı. Sadece başkanın toplantı yapacağı alanın kamerası kapatıldı. Üzerime atılan tüm suçlamaları reddediyorum" ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının "Bu otele daha önce giriş çıkışınız var mı?" sorusuna sanık "var" cevabını verdi. Mahkeme başkanı ise farklı tarihlerde uygulamanın yapılıp yapılmadığını sordu. Sanık Akın, "Birçok yerde bu uygulamayı gerçekleştirdik" şeklinde yanıtladı.
Cumhuriyet savcısı, sanığa, "Tehdit aldığınızı belirtmiştiniz. O tarihte jammer kullanımıyla ilgili bir yasal düzenleme mevcut muydu?" diye sordu. Sanık, "Sadece koruma tedbirinin arttırıldığına dair bir yazı verildi" şeklinde yanıtladı.
Duruşma, yarın saat 10.00’da devam edilmek üzere ertelendi.