Sağlık »

Samsun'da Taş Hastalığı Riskini Artıran Tuzlu Gıdalar Hakkında Bilgiler Paylaşıldı

Samsun'da uzmanlar, tuzlu gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artırdığını belirtti. Bu hastalığın görülme sıklığı Türkiye'de de oldukça fazladır.

Medicana International Samsun Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığına dair önemli bilgiler verdi. Taş hastalığı, genetik yatkınlığın yanı sıra, beslenme alışkanlıklarının etkisiyle de sık görülen bir sağlık sorunu. Bu durum, dünya genelinde ortalama yüzde 11-15 oranında görülmekte ve Türkiye'de benzer seviyelerde tespit edilmektedir. Özellikle Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak iklimlerin yaşandığı yerlerde sıvı alımının azalması ve sıvı kaybının fazla olması, taş hastalığına yakalanma olasılığını artırıyor. Üriner sistem taş hastalığının birçok nedeni bulunmaktadır. Genetik faktörler, ailede taş hastalığı bulunan bireylerde hastalığın görülme ihtimalini artırmaktadır. Taş hastalığına yakalanan bireylerin, 5 yıl içinde yeniden hastalığa yakalanma olasılığı yüzde 30 ile 50 arasında değişmektedir. Beslenme alışkanlıkları, aşırı protein tüketimi ve tuzlu gıdalarla beslenme, taş hastalığı riskini artıran en önemli etkenler arasında yer almaktadır.

Prof. Dr. Bolat, taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini vurguladı. Taşlar, öncelikle küçük kristaller halinde üriner sistemin herhangi bir yerinde birikmekte, zamanla kum haline gelmekte ve en sonunda taş halini almaktadır. Bu taş, bazen kaz yumurtası büyüklüğüne ulaşabilir ve böbreğin büyük kısmını doldurabilir. Eğer böbrek taşı, idrar yolunu tıkamazsa genellikle ağrıya sebep olmaz. Ancak tıkanma durumunda, idrar yolu tıkanır ve geriye doğru basınç artarak şiddetli ağrı, bulantı ve kusma gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Ayrıca, kapalı idrar yolu enfeksiyonu durumunda hayati riskler de doğabilmektedir. Bu nedenle taş hastalığı ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur. Böbreklerdeki fonksiyon kaybı geri döndürülemez nitelikte olup kaybedilen fonksiyon tekrar kazanılamaz. Bu yüzden zamanında teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Taş hastalığının en belirgin belirtisinin ağrı olduğunu belirten Prof. Dr. Bolat, "Böbrek taşı hastalığıyla ilgili en önemli avantaj, günümüzdeki teknolojik yöntemlerle hastaların neredeyse yüzde 100 oranında tedavi edilebilmesidir. Taş, böbrek çıkışında, böbrek içinde, böbrek ile mesane arasındaki kanalda veya mesanede oluşabilir. İdrar akımını engelleyebilecek şekilde yerleştiğinde hastaların doktora başvurmasına sebep olan en yaygın belirti ağrıdır. Bunun yanı sıra idrarda kanama, yüksek ateş ve şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma da gözlemlenebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrar akımının aniden durmasıdır. Bu durum ürolojik acil olarak değerlendirilmekte ve hastanın hemen bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Bolat, taş hastalığının tedavisinde minimal invazif yöntemlerin önemine de dikkat çekti. "Kliniğimizde ve dünyadaki birçok merkezde, taş hastalıkları minimal invazif yöntemlerle tedavi edilmektedir. Bu yöntemlerle başarı oranı neredeyse yüzde 100'e yakındır. Genellikle hastalar bir gün hastanede kalmakta ve ertesi gün taburcu edilmektedir. Ancak tek başına taşın alınması yeterli değildir. Tekrar oluşumunu engellemek için hastaların yaşam tarzlarını düzenlemeleri gerekmektedir. Susuz kalmamak, dengeli beslenmek, tuz tüketimini azaltmak ve hareketsiz kalmamak son derece önemlidir. Genetik yatkınlık değiştirilemezken, aile öyküsü olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir." ifadelerini kullandı.


Daha fazlası ve daha hızlı bilgi için sizde;
Facebook'ta @mersihnaber 'i
Instagram'da @mersinhaber 'i veya
Twitter'da @mersinhaber 'i takip edebilirsiniz.
İlk olarak anlık gelişmeleri sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz.. Dilerseniz sosyal medya hesapları üzerinden sizlerde bir olayı ihbar edebilir veya bir gelişmeden bizleri haberdar edebilirsiniz.