Konya'da Aşılama Çalışmalarının Önemi ve Farkındalık Üzerine Açıklamalar Yapıldı
Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Şehnaz Güngör, aşılamanın hayat kurtarıcı etkilerine dikkat çekerek, rutin aşılama çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle çocuklar ve yetişkinler için eksik aşıların tamamlanmasının önemine değindi.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
Her yıl 24-30 Nisan tarihleri arasında ‘Dünya Aşı Haftası’ olarak kutlanmaktadır. 2012 yılından bu yana, aşıların önemi ve sağladığı yararların toplumsal farkındalığını artırmak amacıyla yoğun çabalar sürdürülmektedir. Aşılamanın, bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkili ve güvenilir yöntemlerinden biri olduğu bilinmektedir. Aşılar, yalnızca bireysel sağlık değil, aynı zamanda toplumsal sağlığın korunmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Medicana Konya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Şehnaz Güngör, "Aşılamanın önemi, insanlık tarihindeki salgınlar ile daha iyi anlaşılmaktadır. Çiçek, veba, kolera, kızamık ve çocuk felci gibi hastalıklar geçmişte milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. 20. yüzyıldan itibaren aşıların yaygınlaşması sayesinde, bu hastalıklar büyük ölçüde kontrol altına alınmış ve günümüzde birçok hastalık tamamen ortadan kaldırılmış veya ciddi oranda azaltılmıştır" dedi.
Aşının Kritik Noktaları
Uzm. Dr. Şehnaz Güngör, aşının, organizmaya uygun bir yöntemle uygulandığında bağışıklık yanıtı oluşturduğunu ve canlının enfeksiyon hastalıklarından korunmasına yardımcı olduğunu ifade etti. Aşılar, hastalık yapıcı etkisi azaltılmış veya yok edilmiş mikroorganizmaların hazırlanarak çeşitli yollarla uygulanması ile elde edilir. Aşılama sürecinde, gerçek mikropla karşılaşıldığında, önceden geliştirilmiş bağışıklık sistemi hızlı bir yanıt vererek kişiyi hastalıktan korur. Böylece, kişi o hastalığa karşı bağışıklık kazanmış olur. Aşılar, son derece güvenilir biyolojik ürünlerdir ve üretim ile dağıtım aşamalarında sıkı kontrollerden geçmektedir. Her bir seri için üretici ve ilgili resmi makamlar tarafından ayrıntılı analizler ve testler yapılmaktadır. Aşıların bazı yan etkileri de olabilir, fakat bu yan etkiler genellikle hafif ateş, aşı uygulanan bölgede kızarıklık, şişlik ve ağrı gibi durumlardır. Bu tür yan etkiler genellikle kısa süreli olup tedavi edilebilir. Ciddi yan etkiler ise son derece nadirdir. Ancak, unutulmamalıdır ki bebek ve çocukların aşı ile korunabileceği hastalıklara yakalanma riski, aşılama ile oluşabilecek yan etkilerin görülme riskine göre çok daha fazladır" şeklinde konuştu.
21. yüzyılın başlarında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşılamayı koruyucu sağlık hizmetleri arasında halk sağlığı için en önemli başarı olarak değerlendirmiştir. DSÖ’nün Genişletilmiş Bağışıklama Programı önerisi doğrultusunda, birçok bulaşıcı hastalığın eliminasyon noktasına geldiği bilinmektedir. Türkiye’de de 1981 yılında Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) başlatılmış ve 1985’te "Aşı Kampanyası" ile bağışıklama hizmetlerine hız verilmiştir. Uzm. Dr. Şehnaz Güngör, "Yaşam Boyu Bağışıklama Programı anlayışıyla, yetişkin risk grubundakilere de belirli aşılar uygulanmaktadır. Aşılama, insanlık tarihinin belki de en büyük buluşudur. Dünya genelinde sürdürülen aşılama çalışmaları sayesinde, çiçek hastalığı 1977 yılından itibaren tamamen ortadan kaldırılmıştır. 1980 yılında ülkemizde ve dünyada aşılama durdurulmuştur. Çocuk felci (poliomiyelit) hastalığında ise yüzde 99 oranında bir azalma sağlanmış ve ülkemizde 19 yıldır çocuk felci vakası görülmemektedir. Son 50 yılda, en az 154 milyon hayat kurtarılmıştır. Bu rakam, yılda 3 milyondan fazla hayat kurtarıldığı anlamına gelmektedir" dedi.
Günümüzde sağlık alanındaki gelişmelere paralel olarak birçok ölümcül hastalığın tedavi edilebilir hale geldiğini belirten Uzm. Dr. Şehnaz Güngör, ortalama yaşam süresinin uzadığını ve dünya genelinde yaşlı nüfusun arttığını ifade etti. Ancak, bu bireyler bağışıklık sistemlerindeki baskılanma, altta yatan kronik hastalıklar veya ileri yaşın etkisiyle daha ölümcül enfeksiyonlara yakalanma riski ile karşı karşıya bulunuyor. Özellikle erişkinlerde alt solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en önemli üçüncü ölüm nedeni olarak öne çıkarken, bulaşıcı hastalıklar arasında ise birinci sıradadır. Bu durum, erişkinlerin aşıyla korunma ihtiyacını artırmıştır. Çocukluk döneminde yapılan aşıların devamı olarak, erişkinlere yönelik düzenli ve yaş grubuna özgü aşılamalarla, ölüm ve sakatlık açısından birçok bulaşıcı hastalıktan korunmak mümkün olacaktır. Bu hizmetlerin sunulabilmesi için, yaşamın her döneminde sağlık hizmeti anlayışıyla, sadece çocuklar için değil, tüm yaş gruplarını kapsayan bir bağışıklama programına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu program, ‘Yaşam Boyu Bağışıklama Programı’ olarak adlandırılmaktadır" dedi.
Toplumsal Bağışıklık ve Aşılama
Uzm. Dr. Şehnaz Güngör, savaşlar, göçler, kötü ekonomik koşullar ve yanlış sağlık politikalarının bazı ülkelerde aşılama oranlarını düşürdüğüne dikkat çekti. Bu durumun, özellikle göçmenlerin enfeksiyonları geldikleri ülkelerden sığındıkları ülkelere taşımalarına yol açabileceğini ifade etti. Son yıllarda ortaya çıkan yeni alışkanlıkların da bu süreçte etkili olduğunu belirtirken, "Aşı kararsızlığı ve karşıtlığı birçok enfeksiyon hastalığının yeniden artmasına sebep olmaktadır. Ancak Covid-19 pandemisinde, vaka sayıları ve aşı sonrası hastaneye yatış oranlarında belirgin bir azalma olduğu görülmüştür. Bu durum, aşıların koruyucu etkisini bir kez daha kanıtlamıştır. Bağışıklama, enfeksiyon hastalıklarından korunmanın en etkili, güvenilir ve kolay yollarından biridir. Toplumun belirli bir kesiminin herhangi bir yolla bir etkene karşı bağışık olması halinde, bulaşma zincirinin kırılacağı ve yayılımın duracağı kabul edilmektedir. Bu duruma kitlesel bağışıklık (toplumsal bağışıklık) adı verilmektedir. Aşılanmak, sadece bireysel bir korunma sağlamaz, aynı zamanda toplum bağışıklığını artırarak diğer bireyleri de koruyan bir toplumsal sorumluluktur" şeklinde konuştu.