Çanakkale Gelibolu'da 57. Alay Birliği 111 Yıl Aradan Sonra Yeniden Faaliyete Geçti
Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda 57. Alay, 111 yıl aradan sonra yeniden kuruldu. 19. Tümen’e bağlı olan bu alay, Gelibolu’daki 2. Kolordu Komutanlığı bünyesinde faaliyet göstermeye başladı.
Çanakkale Savaşları, dünya tarihinin en kanlı muharebeleri arasında yer alırken, bu savaşlar sırasında 57. Alay, İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek büyük bir destan yazdı. Tarihi Gelibolu Yarımadası, Şehitler Abidesi, Seyit Onbaşı Heykeli ve Conkbayırı gibi önemli mekanlara ev sahipliği yaparak her yıl birçok ziyaretçiyi ağırlıyor. Bu mekanlar, ziyaretçilere Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam ediyor.
Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı dönemde, 18 Mart 1915’te İtilaf güçleri, donanma ile boğazı geçmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. 25 Nisan 1915 tarihinde karaya asker çıkararak kara muharebeleri başlatan İtilaf Devletleri, 57. Alay’ın direnişi karşısında büyük bir destan yazdı. 111 yıl sonra bu alayın yeniden kurulması, kahramanlığını hatırlatıyor.
57. Piyade Alayı, bundan sonra tarihi alanda gerçekleştirilecek resmi törenlerde, saygı nöbetlerinde ve çeşitli canlandırma faaliyetlerinde aktif olarak yer alacak. Bu faaliyetler, askerlerin dönemine ait kıyafetlerle gerçekleştirilecek olup, ziyaretçilere farklı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Böylece, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, 57. Alay’ın kuruluşu hakkında yaptığı araştırmalar sonucu, alayın 1 Şubat 1915’te Tekirdağ’da kurulduğuna dair yaygın inanışın yanlış olduğunu belirtti. Gerçekten de 57. Alay, 21 Ocak 1915 tarihinde Gelibolu’da teşkil edildi. Bu süreç, tarihi bir merasimle ve dualarla gerçekleşti. Mustafa Kemal Bey’in de bu alayın kuruluş sürecinde önemli bir rolü bulunuyor.
Sonuç olarak, 57. Alay’ın tekrar kurulması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geçmişini yâd etmesi ve genç nesillere bu kahramanlık hikayesini aktarması açısından büyük bir anlam taşıyor. Bu da Çanakkale ruhunun devamını sağlamak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.