İstanbul'da Yapılan Araştırmaya Göre Tüketici Köklü Markalar İçin 54 Yıl Bekliyor
Türk tüketicisinin köklü marka algısını inceleyen bir araştırmaya göre, tüketicinin bir markayı köklü olarak değerlendirmesi için beklediği ortalama süre 54 yıl. Bu süreçte markanın geçmişten gelen değerlerini koruması ve zamanla testten geçmesi önem taşıyor.
Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığını araştıran çalışma, FutureBright Group ve Yüzyıllık Markalar Derneği iş birliğiyle gerçekleştirildi. Araştırmada elde edilen sonuçlar, tüketicinin köklü marka algısını oluştururken yalnızca slogan ya da logo ile değil, aynı zamanda markanın nesiller boyu süren varlığına dayanarak değerlendirdiğini gösteriyor. Yerellik, köklü marka algısında önemli bir ayrım noktası oluşturuyor; isim, mekan ve logonun gelenekselliği yeterli değil, tüketicinin markanın geçmişine ve hikayesine de aşina olması gerekiyor. Araştırmaya katılanların çoğu, markanın köklü ve mirası olan bir yapıya ulaşması için nesiller boyunca kullanılmasının şart olduğunu ifade etti.
54 Yıl Kriteri
Tüketicinin bir markayı "köklü" olarak değerlendirmesi için ortalama beklediği süre 54 yıl. Bu süre içinde markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Köklü bir markanın ismi duyulduğunda, belirli bir güven duygusunu da beraberinde getirmesi şart. Değişmeyen kalite algısı ve toplumsal hafızada yer edinmesi, geleneksel değerlerini modern dünyaya entegre etmesi, köklü markanın en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Kuruluş Tarihi Yeterli Değil
Araştırma sonuçları, köklü markanın yalnızca kuruluş tarihi ile değil, aynı zamanda güven oluşturma yeteneği ile de şekillendiğini ortaya koyuyor. Güveni pekiştiren unsurlar arasında, markanın değerlerini koruması, yüksek kalitede ürün ve hizmet sunması, net bir kimlik oluşturması ve toplumda saygı görmesi yer alıyor. Her dört tüketiciden üçü, bir markanın mirasını kanıtlaması gerektiğini savunuyor. Miras kanıtı olarak ise en öncelikli unsur, kalitedir. Tüketicinin ürünü her satın aldığında aynı kaliteyi elde etmesi, markanın mirasının önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Tarihî Görünüm Ters Tepiyor
Bir diğer dikkat çekici bulgu ise, tarihî bir görünüm yaratmaya çalışan markaların güven hissini zayıflatması. Araştırmaya katılanların büyük bir kısmı, köklü olmayan bazı markaların tarihî bir algı yaratmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu durum, tüketicilerin güvenini olumsuz etkilemekte. Araştırmaya katılanlar arasında, köklü olmayan markaların böyle bir imaj yaratmasının güven duygusunu olumsuz etkilediğini düşünenlerin oranı oldukça yüksek.
Bu Alanda İlk Araştırma
Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven, köklü marka algısına yönelik yapılan bu araştırmanın Türkiye'de bir ilk olduğunu ve bu durumun kendileri için bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. Arseven, benzer konularda çok fazla çalışma olmadığını ve bu tür araştırmaların, dünyadaki kaotik durumların aşılması adına büyük önem taşıdığını vurguladı. Hızla değişen dünyamızda, yüzyıllık markaların geçmişten gelen değerlerini sürdürdüğünü ifade eden Arseven, köklü kurumlara yönelimin arttığını da sözlerine ekledi. Türkiye'de milli mirasın oluşması için gereken ekonomik ömrün ortalama 34 yıl olarak düşünüldüğünü, oysaki bu rakamın İtalya'da yaklaşık 100 yıl olduğunu aktardı. Bu nedenle gerçekleştirdikleri araştırmanın büyük bir kıymete sahip olduğunu kaydetti.
Logonun Tarihi Anlamı Yok
FutureBright kurucu ortağı Akan Abdula, markanın köklü olma algısındaki önemli kriterin, yaşanmışlık olduğunu belirterek, "Tarihinden bu yana" ifadesinin tüketiciler nezdinde çok fazla karşılık bulmadığını ifade etti. Abdula, araştırmada yabancı markalardaki köklülüğün, Türkiye'deki köklülük algısıyla örtüşmediğini gözlemlediklerini belirtti. İstanbul'un en köklü marka olarak öne çıktığını ifade eden Abdula, nostalji kavramının bazen yük olabileceğini, inovasyon eksikliğinde nostaljinin etkisiz kalacağını vurguladı. X, Y ve Z kuşaklarının köklü marka algısının değişiklik gösterdiğini de ekledi. Köklü marka olmanın temellerinin, tutarlı kalite, kurumsal kimlik ve itibar üçlüsünde yattığını ifade etti.