İzmir'de Hattat İlkay Kanar, 28 yıllık sanat yaşamındaki deneyimlerini ve hat sanatının inceliklerini paylaştı.
İzmir'de yaşayan hattat İlkay Kanar, geleneksel yazı sanatının bilinmeyen yönlerini ve hat sanatında kullanılan malzemeleri detaylı bir şekilde anlattı.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
Geleneksel yazı sanatının önemli isimlerinden biri olan Hattat İlkay Kanar, 28 yıldır sürdürdüğü sanat hayatında karşılaştığı zorlukları ve deneyimlerini paylaştı. Kanar, hattatlık mesleğinin sadece bir estetik kaygı olmadığını vurgularken, aynı zamanda manevi boyutuna da dikkat çekti. "Hattatlık bir İslam sanatıdır, icazet sadece kaleme değil, hattatın ahlakına verilir" sözleriyle sanatın derin anlamını ifade etti.
Kağıt Hazırlığı ve Ahar Süreci
Kanar, kağıdın yazı için hazır hale gelmesinin uzun bir süreç olduğunu belirtti. Asitsiz kağıtların, çay, kahve ve bitki özleriyle boyanarak eskitilmesi gerektiğini anlattı. Bu süreçte nişasta karışımının hazırlanması ve kağıdın dinlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kanar, bu işlemlerin tamamlanmasının ardından kağıdın yazıya hazır hale gelmesi için en az bir yıl bekletilmesi gerektiğini vurguladı.
Halk Arasındaki Yanlış Anlayış
Kanar, halk arasında sıkça kullanılan "Çok mürekkep yaladım" deyiminin gerçekte bir özeleştiri anlamına geldiğini açıkladı. Yazı yazarken meydana gelen hataların, dil ile temizlenmesi gerektiğini belirten Kanar, bu durumun aslında hatalarla dolu bir tecrübe anlamına geldiğini ifade etti.
Mürekkep Hazırlama Geleneği
Eski hattatların mürekkeplerini nasıl hazırladığını anlatan Kanar, duman isinin arap zamkı ve zemzem suyu ile karıştırılarak havanlarda dövülmesi gerektiğini söyledi. Her tokmak darbesinde bir zikir çekilmesi geleneği ile mürekkebin yaklaşık 20 bin darbe ile hazırlandığını vurguladı.
Kalem Yongalarının Anlamı
Kanar, kalem yongalarının hattatlık geleneğinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti. 28 yıllık kariyeri boyunca biriktirdiği kalem yongalarının, vefat eden hattatların naaşlarının yıkanacağı suyu ısıtmak için yakıldığını ifade etti. Bu yongaların, dürüst yaşamın ve ölümü hatırlatmanın birer sembolü olduğunu vurguladı.
Yazı yolculuğunun sabır ve edep üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kanar, bu sanatın yalnızca kağıda dökülen bir mürekkep değil, aynı zamanda ruhu terbiye eden bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.