İstanbul'da Ekonomik Güç ve Dayanıklılık Üzerine Açıklamalarda Bulundu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul'da düzenlenen bir etkinlikte Türkiye ekonomisinin güçlü dayanıklılığını ve pozitif ayrışmasını vurguladı. Yılmaz, mevcut küresel belirsizlikler ve risklere rağmen Türkiye'nin ekonomik performansının olumlu yönde seyrettiğini belirtti.
Vizyon 100 Platformu tarafından gerçekleştirilen Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye'deki önde gelen şirketlerin yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu'nun katılımıyla düzenlenen etkinlikte, "Küresel Liderler Oturumu" da yapıldı. Yılmaz, yaptığı konuşmada, küresel ekonomik yapının yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye'nin güçlü bir dayanıklılık sergilediğini açıkladı. Jeopolitik çatışmaların derinleştiği bir ortamda ticaretin yeniden yapılandığını, yapay zekanın iş gücü dinamiklerini değiştirdiğini ve iklim değişikliğinin ekonomik etkilerinin belirginleştiğini ifade etti.
Küresel büyümenin hala dayanıklılık gösterdiğini ancak son yıllarda yüzde 3 seviyelerinde kaldığını belirten Yılmaz, 2000-2019 döneminde küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızının yüzde 4,8 olduğunu, 2020-2025 döneminde ise bu oranın yüzde 3'e gerileyeceğini kaydetti. Yılmaz, ticaretin yapısının daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale geldiğini söyledi. Ayrıca, Orta Doğu'daki gerilimlerin enerji fiyatları ve ulaşım maliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti.
Türkiye ekonomisinin birçok alanda pozitif yönde ayrıştığını vurgulayan Yılmaz, IMF'nin güncel tahminlerine göre, 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1'e düştüğünü ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4'e yükseldiğini aktardı. Yılmaz, Türkiye'nin son dönemde uyguladığı ekonomi programı sayesinde makroekonomik istikrarın güçlendiğini ve dış şoklara karşı daha dirençli hale geldiğini belirtti. 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye'nin bu süreçte yüzde 35 büyüme kaydettiğini ifade etti.
Yılmaz, Türkiye'nin siyasi istikrarı ve öngörülebilirliği ile adeta bir "istikrar adası" olduğunu söyledi. 2025 yılında Türkiye'ye gelecek uluslararası doğrudan yatırım tutarının 13,1 milyar dolara ulaşacağını ve 475 yatırım projesinin hayata geçirileceğini belirtti. Bu projelerin yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam sağlaması bekleniyor.
Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağını Türkiye'ye çekmeye yönelik teşviklerin, ülkeyi yatırımcılar açısından daha cazip bir merkez haline getirdiğini vurguladı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı"nın kapsamlı bir strateji olduğunu belirten Yılmaz, bu programın üretim ve ihracat odaklı firmalar için rekabetçi bir vergi yapısı oluşturduğunu ifade etti.
Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi'nin küresel bir finans üssü olma hedefi doğrultusunda uluslararası sermaye ile entegrasyonu artırdıklarını ve finansal piyasaların derinliğini güçlendirdiklerini söyledi. Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin kazananları olacağını vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu ve nitelikli insan kaynağı ile bu yeni dönemin merkezinde yer alacağını belirtti.