İzmir'de Sedef Hastalığı Kalp Sağlığını Tehdit Edebiliyor, Uzmanlardan Uyarılar Geldi
Sedef hastalığı, cilt üzerindeki belirtilerinin ötesinde bağışıklık sistemi ve kalp sağlığı üzerinde de olumsuz etkilere yol açabilecek bir durumdur. Uzmanlar, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtiyor.
Deri üzerinde gümüş renkli, parlak pullanmalarla kendini gösteren sedef hastalığı (psoriasis), dünya genelinde milyonlarca kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Neslihan Şendur, bu hastalığın sadece estetik bir kaygı değil, vücudun içten dışa verdiği kronik bir ‘enflamasyon’ sinyali olduğunu vurguladı. Sedef, deri, saçlı deri ve tırnakları etkileyebilirken, doğumdan itibaren her yaşta görülebileceği gibi genellikle genç erişkinlik döneminde başlar. Hastalığın kesin sebebi bilinmemekle birlikte, genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığı belirtilmektedir. Prof. Dr. Şendur, "Hastalığın genetik temelini inceleyen çalışmalar, oluşumunda tek bir genin değil, birden fazla genin rolü olduğunu göstermektedir. Ayrıca, fiziksel, kimyasal ve ruhsal travmalar, çeşitli enfeksiyonlar, stres, bazı ilaçlar, güneş ışığı ve iklim değişiklikleri, hastalığın ortaya çıkışında veya alevlenmesinde tetikleyici faktörlerdir. Son yıllarda obezite, diyabet, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı gibi sistemik sorunlar da bu sürece eklenmiştir" ifadelerini kullandı.
Sedef Hastalığının Tetikleyicisi Stres
Prof. Dr. Neslihan Şendur, sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını ve genetik hastalıklar arasında yer almadığını ifade ederek, stresin hastalığın en önemli tetikleyicisi olduğunu belirtti. Stresin, sedef hastalığını başlatan ve artıran önemli bir faktör olduğuna dikkat çeken Şendur, araştırmaların duygusal faktörlerin hastalığın oluşumunda ve şiddetlenmesinde kritik bir etken olduğunu gösterdiğini söyledi. Beslenme de hastalar için önemli bir konu. Akdeniz tipi beslenme, Omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyve gibi gıdalar önerilmektedir. Ayrıca, hastalığın seyri ve özellikleri nedeniyle insülin direnci, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalıklarının kontrolü açısından şeker, karbonhidrat, alkol, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan korunmak gerektiği vurgulandı. Düzenli egzersiz ve Akdeniz diyeti ile beslenme tedavilerinin destekleyici etkisi olduğu belirtildi.
Tek Bir Reçete Mümkün Değil
Sedef hastalığının tedavisinde tek bir reçetenin mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Şendur, tedavi yöntemlerinin hastaların yaşına, hastalığın tipine, yaygınlığına ve önceki tedavilere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Tedavi belirlenmeden önce, hastanın çalışma düzeni ve ekonomik durumu gibi birçok faktör göz önünde bulundurulmaktadır. Özellikle uzun süreli ve yaygın hastalığı olan, yaşam kalitesi bozulan ve diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda biyolojik tedaviler büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, topikal ilaçlara yanıt vermeyen veya sistemik tedavi alamayan hastalarda, özellikle çocuklarda fototerapi (ışık tedavisi) etkili bir yöntemdir. Sedef, sadece bir deri hastalığı değil; tedavi edilmediğinde kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve metabolik sendrom riskini artırabilmektedir. Ayrıca hastaların yüzde 5-30’unda gelişebilen psoriatik artrit (sedef romatizması), eklemlerde kalıcı ve dejeneratif hasarlar bırakabilir. Bu nedenle, erken tanı hayati önem taşır.
İzmir'in iklimsel avantajlarının sedef hastalığı üzerindeki olumlu etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Şendur, "İzmir gibi nemli ve güneşli iklim özellikleri hastalar için yararlıdır. Güneş ışığı ve stressiz, sakin bir yaşamın tedaviye olumlu etkileri bulunmaktadır" dedi.
Doktorun Önerdiği Ürünler Kullanılmalı
Sedef hastalığının uygun tedavi ile iyileştirilebileceğini ancak tedavi kesildiğinde hastalığın yeniden başlayabileceğini belirten Prof. Dr. Şendur, hastalığın tedavi yöntemleri ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verdi. "Hastalığın ortaya çıkış nedenleri ve gelişim mekanizmasına uygun hedef tedaviler geliştirilmekte. En önemli konu, hastalığın kontrolü ile remisyonun sağlanabileceği konusunda bireylerin eğitilmesi ve risk faktörleri hakkında uyarılmasıdır. Ayrıca, hastalığın spontan iyileşebilmesi ve tekrarlayıcı bir yapıya sahip olduğu konularının hastaların tedavi beklentileri açısından vurgulanması önemlidir" diye konuştu. Bitkisel çözümlerin hekime danışılmadan uygulanmasının hastalık sürecine olumsuz etkileri olabileceğini de belirten Prof. Dr. Şendur, hastaların özellikle banyoda deri bütünlüğünü bozacak uygulamalardan kaçınması gerektiğini ve dermatoloji uzmanlarının önerdiği krem, nemlendirici gibi bakım ürünlerini kullanmalarının önemini ifade etti.