Bursa'da Haksız Haciz Uygulamasına Karşı Emsal Karar Verildi
Bursa'da bir iş adamı, haksız haciz uygulaması nedeniyle 5 milyon 428 bin TL tazminat kazandı. Mahkeme, özel bankayı kusurlu bularak, iş adamının itibarını zedeleyen karar verdi.
Haksız haciz iddialarıyla gündeme gelen Bursa'da, K.D. isimli iş adamı, özel bir bankanın yaptığı haciz işlemlerine karşı hukuk mücadelesi başlattı. K.D., bir arkadaşına kefil olduktan sonra noter aracılığıyla kefaletten çekildi. Ancak, bankanın üç yıl sonra yaptığı haciz işlemleriyle zor durumda kaldı. K.D., 2011 yılında kefaletten çekildiği halde, bankanın 2014 yılında 26 taşınmazına ve banka hesaplarına haciz koyması üzerine yasal yollara başvurdu. K.D.'nin avukatı Recep Alptekin, 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde menfi tespit davası açarak bankanın haksız olduğunu kanıtladı. Mahkeme, haksız haciz nedeniyle bankayı mahkum etti. İstinafa gönderilen karar, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da onaylandı. Davanın son aşamasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de kararı onayladı ve banka kötü niyetli bulunarak ayrıca tazminata mahkum edildi. K.D.'nin haciz nedeniyle bloke kalan 416 bin TL'si de ancak Ağustos 2023'te geri alındı.
Rekor Tazminat ve Sepet Yöntemi
Mahkeme kararı sonrası, Avukat Recep Alptekin, aradan geçen yıllar içinde Türk Lirası'nın değer kaybettiğini belirterek, zararın gerçek boyutunu yansıtmak için "sepet yöntemi" ile hesaplama yapılmasını talep etti. Bu yöntem, döviz kurları, altın fiyatları ve enflasyon oranları gibi birçok faktörü dikkate alarak zararın doğru bir şekilde belirlenmesine olanak sağlıyor. Mahkeme, bu talebi kabul ederek özel bankayı rekor düzeyde tazminata mahkum etti. İlgili karar doğrultusunda, banka 3 milyon 167 bin 701 TL munzam zarar ve 50 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum oldu. Bunun yanı sıra, dava sürecinde oluşan vekâlet ücretleri ve yargılama giderleri de bankanın sorumluluğuna bırakıldı. Yasal faizle birlikte toplamda 5 milyon 428 bin TL'nin bankadan tahsil edilmesi için icra takibi başlatıldı.
Adaletin Sağlanması
Kararla ilgili olarak Avukat Alptekin, yalnızca müvekkilini değil, benzer mağduriyetleri yaşayan binlerce kişiyi de ilgilendirdiğini ifade etti. Alptekin, "İcra dosyasında sekiz yıl boyunca bloke kalan 416 bin lira, sekiz yıl sonra iade edildiğinde artık aynı değeri taşımıyor. Türkiye'nin ekonomik koşulları göz önüne alındığında, tek bir göstergeyle yapılacak hesap gerçek zararı yansıtmaz. Bu nedenle sepet yöntemiyle hesaplama yapılmasını önerdik ve mahkeme bu yöntemi benimseyerek adaletin sağlanmasına katkıda bulundu. Bu karar, parası haksız yere el konulan herkes için emsal niteliği taşımaktadır. Devletin icra dosyalarında uzun süre bekletilen paranın sadece nominal olarak iade edilmesi adalet değildir; adalet, o paranın satın alma gücünün de geri verilmesidir. Mahkemenin bu kararı, yıllarca parası bloke edilen herkes için bir örnek teşkil etmektedir. Müvekkilim 2011 yılında noter ihtarnamesiyle kefaletten çekilmişti. Yargıtay'a kadar giden süreçte bankanın kötü niyetli olduğu da tespit edildi. Bu durum, yalnızca bir hata değil, ısrarla sürdürülen bir haksız takip olarak değerlendirilmektedir."