Diyarbakır'da Dr. Musluh Hakseven Obezitenin Küresel Bir Salgın Olduğunu Belirtti
Diyarbakır'da obeziteye dair açıklamalarda bulunan Dr. Musluh Hakseven, bu sorunun yalnızca kilo ile ilgili olmadığını, toplum genelinde yaygınlaşan bir salgın olduğunu ifade etti.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
Memorial Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü'nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi olmadığını, giderek büyüyen ve derinleşen bir global salgın olduğunu dile getirdi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın obezite ile mücadele etmekte olduğunu belirten Hakseven, bu sorunun artış hızının durmaksızın devam ettiğini vurguladı. Dr. Hakseven, obezitenin birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltarak yaşam kalitesini düşüren bir kronik hastalık olarak değerlendirildiğini söyledi.
Obezitenin yalnızca bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını aktaran Dr. Hakseven, kalp hastalıkları, hipertansiyon ve tip 2 diyabet gibi rahatsızlıkların listesine dikkat çekti. Ayrıca bazı kanser türleriyle olan ilişkisinin de artık net bir biçimde ortaya konmuş durumda olduğunu ifade etti. Dolayısıyla obezite, yalnızca dış görünüş ile ilgili bir durum değil, doğrudan bireylerin yaşam süresi ve genel sağlık durumu ile ilgili bir meseledir. Çocuklar açısından da obezitenin artışı endişe verici bir durum haline gelmiştir. Önceleri yalnızca yaşlı bireylerde görülen bu sorun, günümüzde çocukluk dönemine kadar inmiştir. Değişen beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı, çocukları erken yaşta risk altına sokmaktadır. Obez bir çocuğun büyük olasılıkla obez bir yetişkin olacağı gerçeği, sorunun geleceği de tehdit ettiğini göstermektedir.
Dr. Hakseven, obezitenin psikolojik ve sosyal etkilerini de gözler önüne serdi. Toplumda obez bireylere yönelik ciddi bir damgalama ve önyargı bulunduğunu ifade ederek, bu durumun depresyon ve sosyal izolasyona yol açabileceğini belirtti. Obezitenin ekonomik boyutunu da göz ardı etmemek gerektiğini vurgulayan Hakseven, artan sağlık harcamalarının, iş gücü kaybının ve verimlilik düşüşünün obezitenin topluma yükünü artırdığını ifade etti. Sorunun çözümüne dair, tek bir yaklaşımın yeterli olmayacağını belirten Hakseven, bireysel farkındalığın önemli olduğunu, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku gibi unsurların bu mücadelenin temel taşları olduğuna dikkat çekti. Ancak bireyi suçlamanın sorunu çözmeyeceğini, zira kişinin yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadelenin zorlaşacağını sözlerine ekledi.
Obeziteyle mücadelenin sadece bireysel çabalarla sınırlı kalmayacağını ifade eden Dr. Hakseven, okullarda sağlıklı beslenme eğitiminin önemine, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılmasına ve gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamının oluşturulmasının gerekliliğini vurgulayan Hakseven, obeziteyi bir tercih değil, modern yaşamın ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu olarak görmek gerektiğini ifade etti. Obezite, sessiz ilerleyen fakat etkisi yüksek bir salgın olarak nitelendirildi. Bu nedenle, fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorunludur. Alınacak önlemler, gelecekteki sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele, yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum oluşturmak anlamına gelmektedir. Çünkü mesele yalnızca kilo değil, aynı zamanda yaşamak istediğimiz toplumun niteliğidir.