Dilovası'nda Kozmetik Fabrika Yangını Davasının İkinci Duruşması Başladı
Kocaeli'nin Dilovası ilçesindeki kozmetik dolum tesisinde 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın ikinci duruşması başladı. Duruşma öncesinde mağdur aileler, adaletin gerçekleşmesini beklediklerini dile getirdi.
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen duruşma öncesinde, aileler cezaevi önünde toplanarak, adalet isteğini vurguladı. Hayatını kaybeden Songül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, "Buraya adalet için geldik. İnşallah adalet yerini bulur. İnsanlarımız için yas tutacağımız yerde onlar için adalet arayışına düştük. Kandıra Cezaevi'ne sürülüyoruz. Biz nasıl yakınlarımızı kömür olarak aldıysak, sanıkların da içeride çürüyerek yaşamalarını istiyorum. Çürüsünler, içeride kalsınlar. Gerekirse idam edilsinler" şeklinde konuştu.
Nisa'nın annesi Altun Taşdemir ise adalet talep ederek, "Kızım daha gençti, yandı, toprak altına girdi. Bile bile çocuklarımızı yaktılar. Hayalleri vardı, daha evleneceklerdi. Çocuklarımızın hakkı yerde kalmasın. Nisan'ın babası kanser, ona destek vermek için çalışmak istemişti. Bilmiyordu ki ateşin içine girecek ve kömür olacak. Çocuklarımızı kömür olarak yerden topladık, çöp poşetine koyup getirdik. Kefensiz toprağa gömüldü kızım, çöp poşeti ile gömdük" ifadelerini kullandı.
Baba Vedat Taşdemir, "Adalet bekliyoruz. Sanıkların cezaevinden çıkmasını istemiyoruz. Hamileymiş, kansermiş gibi bahanelerle tahliye istemesinler. Ben de kanserim, tedavi görüyorum. Benim evladımı yakanlar da yansın, cezaevinden çıkmasınlar" diyerek duygularını aktardı.
Hayatını kaybeden Tuğba'nın anne ve babası Şahin ile Saliha Taşdemir çifti ise, "İçimiz yanıyor, ateş düştüğü yeri yakıyor. En ağır cezayı alsınlar. Sanıklar hapishanede çürüsünler. Bayram geldi, kızım nerede? Her gün ölüyorum, onlarda ölsün" şeklinde duygularını ifade ettiler.
Aileler adına ortak basın açıklamasını okuyan Tuğba Gülek, 8 Kasım 2025'te meydana gelen olayda, fabrikada 3'ü çocuk, 6'sı kadın 7 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. İlk duruşmada sanıkların sorumluluk üstlenmediğini ve suçu hayatını kaybeden işçilere atmaya çalıştıklarını söyleyen Gülek, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savundu.
Sadece tutuklu bulunan firma sahipleri ve iş güvenliği uzmanlarının yargılanmasının yeterli olmadığını belirten Gülek, fabrikanın diğer ortak şirketlerin yöneticilerinin ve denetim görevini ihmal eden kamu ve belediye görevlilerinin de yargı önüne çıkarılmasını talep etti.
Gülek ayrıca, duruşmanın Gebze Adliyesi yerine Kandıra Ceza İnfaz Kurumu'na alınmasının, hasta ve çalışmak zorunda olan mağdur aileler açısından ciddi ulaşım zorlukları ve mağduriyet oluşturduğunu kaydetti. Gülek, "Hapishane bizim geleceğimiz yer değil, canlarımızı hayattan koparan patronlar ve kamu görevlilerinin cezalarını çekmeleri gereken yerdir. Talebimiz nettir. Tehlikeli kimyasallarla çalışan ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır" dedi.
Olayın geçmişine bakıldığında, Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki Ravive Kozmetik isimli tesisin 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybettiği bilgisi verilmektedir. Fabrika sahiplerinden olan Kurtuluş Oransal, tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hastanede yaşamını yitirmiştir.
İddianamede, Ravive Kozmetik yetkilileri arasında yer alan tutuklu sanıklar İsmail Oransal ve ağabeyi Altay Ali Oransal ile ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet hapis cezası talep edilmiştir. Ayrıca, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmiştir. İddianamede, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ve Seyfullah Ç., fabrikanın eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilmiştir.
Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan 'suçluyu kayırma' iddiasıyla yargılanan Onay Y.'nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmiştir. Heyet, tutuksuz sanık Ömer A.'nın adli kontrol tedbirlerini kaldırırken, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vermiştir.