Mersin'de Biyolojik Mücadele Projesi, Tarımsal Üretimi Sürdürülebilir Hale Getirmeyi Amaçlıyor
Mersin'de gerçekleştirilen biyolojik mücadele projesi, tarım sektöründe iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyor. Proje ile birlikte faydalı böcek üretim tesisi kurulacak ve çiftçilere eğitim verilecek.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
Avrupa Birliği Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında desteklenen ‘Yeşil Kalkan: İklim Değişikliği Karşısında Sürdürülebilir Tarım İçin Biyolojik Çözümler’ projesinin açılış toplantısı Mersin'de yapıldı. Bu proje, Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesinde biyolojik mücadele ajanları üretim tesisi kurulmasını öngörüyor.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Çukurova Kalkınma Ajansı, Mersin Agropark ve Boğaziçi Üniversitesi ortaklığında yürütülen projede, özellikle turunçgil üretiminde önemli kayıplara neden olan unlu bit zararlısına karşı biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması amaçlanıyor.
Proje, 24 ay sürecek ve 750 bin Euro bütçeye sahip. Bu süre zarfında, kurulacak tesiste biyolojik mücadele ajanları olarak bilinen faydalı böcekler üretilecek. Üretilen böceklerin akıllı drone teknolojileriyle doğaya salınması planlanıyor. Bunun yanı sıra, kimyasal pestisit kullanımının azaltılması, çevrenin korunması, insan sağlığının desteklenmesi ve ihracatta geri dönen ürün miktarının düşürülmesi hedefleniyor.
Proje kapsamında ayrıca 150 çiftçi ve 50 ziraat mühendisine biyolojik mücadele konusunda eğitim verilerek bölgesel kapasitenin artırılması öngörülüyor.
MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, toplantıda yaptığı konuşmada, tarımın Mersin ve Türkiye ekonomisinin temel sektörlerinden biri olduğunu vurguladı. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, sürdürülebilir üretim modelleri ve alternatif ürün desenleri üzerine çalıştıklarını ifade etti.
Çakır, biyolojik mücadelenin çevresel ve ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Dünyada sağlıklı ve kalıntısız gıdaya yönelik talebin hızla arttığını vurgulayan Çakır, "Biyolojik mücadele sayesinde hem çevreyi koruyabilir hem de Türk ürünlerini uluslararası pazarlarda farklılaştırarak daha yüksek katma değer oluşturabiliriz. Bu proje, tarımın geleceğine atılmış stratejik bir adımdır. Mersin’in bu alanda uzmanlaşarak Türkiye’nin biyolojik mücadele merkezi haline gelmesini önemsiyoruz" dedi.
Proje yürütücüsü Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Nihal Denli, iklim değişikliğiyle birlikte turunçgil zararlılarının yaygınlaştığını belirterek biyolojik mücadelenin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. Denli, kurulacak tesiste turunçgil unlu bit zararlısına karşı biyolojik mücadele ajanları üretileceğini ifade etti. Elde edilecek bilgi ve deneyimin Türkiye’nin farklı bölgelerine aktarılabilecek örnek bir model oluşturacağını kaydetti.
Çukurova Kalkınma Ajansı İzleme, Değerlendirme ve Analiz Birimi Başkanı Serdar Kaya, projenin çevresel sürdürülebilirliğe ve üreticilerin rekabet gücüne katkı sağlayacağını belirtti. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, biyolojik mücadele ajanlarının iklim değişikliği şartlarındaki performanslarını inceleyecek bilimsel çalışmalar yapılacağını söyledi.
TAGEM Bitki Sağlığı ve Araştırmaları Daire Başkanı Ramazan Bülbül, biyolojik mücadelenin güvenilir gıda üretimi ve pestisit kullanımının azaltılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Müşaviri Muharrem Selçuk ise tarımsal üretimde çevreyle uyumlu yöntemlerin artık kaçınılmaz hale geldiğini belirterek biyolojik mücadele uygulamalarının yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.