Londra'da İmzalanacak Anlaşmada 300 Milyar Dolar Yatırım Fonunun Kurulması Bekleniyor
ABD ile İran arasında yarın imzalanması beklenen çerçeve anlaşma, özel sektör kaynaklı 300 milyar dolarlık bir yatırım fonunu içeriyor. Bu fonun, hükümet bütçelerinden bağımsız olarak, çeşitli bölgelerden yatırımcılar tarafından finanse edilmesi planlanıyor.
Bilgi: Instagram'da @mersinhaber'i takip ederek anlık gelişmelerden daha hızlı haberdar olabilirsiniz.
İngiliz haber ajansı Reuters, ABD ile İran arasında yarın yapılması beklenen çerçeve anlaşmanın önemli bir ekonomik mekanizmayı da kapsayacağını bildirdi. Anlaşmanın, tamamen özel sektör kaynaklı 300 milyar dolarlık bir yatırım fonunun kurulmasını içerdiği iddia ediliyor. Edinilen bilgilere göre, bu fon, doğrudan hükümet bütçeleri veya hibe desteği olmaksızın, farklı bölgelerden gelen yatırımcıların taahhütleriyle finanse edilecek.
Mekanizmanın, iki ülke arasında yürütülen nükleer müzakerelerde ilerleme sağlanması durumunda devreye girecek bir ekonomik teşvik aracı olarak tasarlandığı belirtildi. Yatırımcılar arasında ABD, Körfez ülkeleri, Asya, Güney Amerika ve Afrika'dan birçok şirketin yer alacağı bildirildi. Önümüzdeki 60 gün içinde süreci belirleyecek bir mutabakat zaptının imzalanması bekleniyor. Bu süre zarfında fon yöneticilerinin İran tarafı ve yatırımcılarla proje planlaması yapacağı ifade ediliyor.
Haberde, ilk değerlendirmelere göre yatırımların enerji, lojistik, üretim ve ulaşım sektörlerine yoğunlaşması öngörülüyor. Reuters'ın haberinde, söz konusu yatırım fonunun, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin müzakerelerden ayrı bir finansal yapı olduğu vurgulandı. İran, dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervine ve dördüncü büyük petrol rezervine sahip olmasına rağmen, uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle doğrudan yabancı yatırım çekemedi.
ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, İran’ın Körfez ülkeleri tarafından desteklenecek fona erişimi için Tahran’ın anlaşma şartlarına uyması gerektiğini ifade etmişti. Bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.