İzmir Urla'da Yaşar Üniversitesi Öğrencileri Karantina Adası'nda Tasarımlar Geliştirdi
İzmir'in Urla ilçesindeki Karantina Adası, Yaşar Üniversitesi öğrencilerinin tasarımlarıyla tarihin izlerini günümüze taşıdı. Öğrenciler, geçmişte yaşanan karantina dönemlerinin hikâyelerini yenilikçi projelerle yeniden hayat bulmasını sağladı.
Urla Karantina Adası, yüzlerce yıllık geçmişiyle Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencilerinin yarattığı özgün tasarımlarla yeniden hayat buldu. Genç tasarımcılar, tarihi Tahaffuzhane binasından ilham alarak adanın tarihi atmosferini ziyaretçilere farklı deneyimlerle sunan projeler geliştirdi.
Öğrenciler, "Kilidin Ötesinde: Geçiciliği Şekillendirmek, Yokluğu Somutlaştırmak" teması doğrultusunda, Karantina Adası'nın geçmişini araştırarak insanların burada yaşadığı deneyimleri tasarımlarına yansıttı. Projeler, adanın tarihini ve burada yaşanan hikâyeleri yeniden yorumlamak amacıyla hazırlandı.
Tarihin İzinden Tasarıma
İzolasyon, bekleyiş ve umut gibi kavramları ele alan öğrenciler, projelerini maketler, çizimler ve dijital sunumlar ile şekillendirdi. Dönemin sonunda düzenlenen sergide, öğrencilerin çalışmaları mimar ve akademisyenlerden oluşan bir jüri tarafından değerlendirildi.
Proje yürütücüleri Sergio Taddonio ve Ebru Karabağ, çalışmaların Karantina Adası'ndaki müze olarak kullanılan tarihi Tahaffuzhane binasına odaklandığını ifade etti. Öğrenciler, sadece yapının mimari özelliklerini değil, aynı zamanda burada yaşanan insan hikâyelerini de projelerine yansıtarak geçmişle bağ kurmayı amaçladı. Bu anlamda hazırlanan projeler, tarihi yapının dokusuna zarar vermeden tasarlandı.
Hafızayı Canlandıran Projeler
Öğrenciler, Karantina Adası'nın tarihini farklı deneyimlerle yeniden yorumladı. Eda Tulunay ve Sude Naz Aydın'ın geliştirdiği "Gelgit Kaburgaları" projesi, ziyaretçileri geçmişteki karantina yolculuklarını hatırlatan bir deneyime davet ediyor. "Sonsuzluk Geçidi" ise adadan geçen insanların hikâyelerini görünür kılmayı amaçlıyor. Aynı ekibin "Hafıza Döngüsü" projesi de karantina deneyimini katmanlı bir hafıza mekânı olarak ele alıyor.
Buse Gül ve Derin Demirel'in "İzolasyonun Parçaları" tasarımı, ışık, yansıma ve koku gibi unsurlar kullanarak karantinanın duygusal etkilerini hissettiriyor. "Aradaki Mekân", ziyaretçileri belirsizlik ve dönüşüm temaları etrafında bir yolculuğa çıkarırken, "Geride Kalan İzler" projesi ise bavullar ve kişisel eşyalar üzerinden Karantina Adası'nın unutulmuş hikâyelerini gün yüzüne çıkarıyor.