Sağlık »

İstanbul'da Radon Gazı Sebebiyle Sağlık Riskleri Artıyor

İstanbul'da radon gazı, görünmez bir tehlike olarak evlerde bulunabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlar, bu gazın özellikle bodrum katları ve zemin katlarda yoğunlaştığını belirtiyor. Radon, akciğer kanserinin ikinci önemli nedeni olarak biliniyor.

İstanbul'da birçok evde varlığı fark edilmeyen radon gazı, sağlık açısından ciddi tehlikeler barındırıyor. Renksiz, kokusuz ve tatsız olan bu gaz, kapalı alanlarda birikerek önemli sağlık risklerine neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle bodrum ve zemin katlarda bu gazın yoğunlaştığını ve sigaradan sonra akciğer kanserinin en önemli ikinci nedeni olduğunu vurguluyor.

İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nursel Dikmen, radon gazının doğal yollarla oluştuğunu ve toprak, kayalar ile yeraltı sularında bulunduğunu belirtiyor. "Radon gazı, atmosferde düşük seviyelerde bulunduğu için genellikle risk oluşturmaz. Ancak kapalı ortamlarda birikmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle bina temellerindeki çatlaklar, tesisat geçiş noktaları ve havalandırma sistemleri aracılığıyla yaşam alanlarına sızabilir" diyor.

Bodrum Katlarda Risk Artıyor

Doç. Dr. Dikmen, yeterince havalandırılmayan alanlarda radon yoğunluğunun arttığını ifade ediyor. "Radon gazı en çok zemin ve bodrum katlarda yoğunlaşır. Gaz doğrudan topraktan yükselerek bu alanlarda birikir. Havalandırmanın yetersiz olduğu kapalı alanlarda risk daha da artar" şeklinde konuşuyor.

Aklı Kanser Riskine Dikkat!

Radon gazının sağlık üzerindeki en ciddi etkisinin solunum sistemi üzerinde olduğunu belirten Doç. Dr. Dikmen, "Dünya Sağlık Örgütü’ne göre radon, sigaradan sonra akciğer kanserine yol açan ikinci en önemli etkendir. Ortalama radon seviyelerine ve sigara kullanım oranlarına bağlı olarak tüm akciğer kanserlerinin yüzde 3 ila yüzde 14’ünden sorumludur. Özellikle sigara içenlerde bu risk çok daha yüksektir" ifadelerini kullanıyor.

DNA'ya Zarar Veriyor

Solunum yoluyla alınan radon gazının parçalanarak radyoaktif maddeler açığa çıkardığını vurgulayan Doç. Dr. Dikmen, "Bu maddeler hücre DNA’sına zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açabilir. Bu süreç zamanla akciğer kanseri gelişimine neden olabilir" diyor.

Risk Grubu: Astım Hastaları ve Çocuklar

Radon gazı, kansere ek olarak başka solunum yolu hastalıklarına da yol açabileceğini söyleyen Dikmen, "Kronik bronşit, kronik öksürük gibi rahatsızlıklar görülebilir. Özellikle astım hastaları radondan daha fazla etkilenebilir. Çocuklar ve gebeler de risk grubundadır. Yüksek radon maruziyeti fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocukluk döneminde maruz kalınması ise ilerleyen yaşlarda kronik akciğer hastalıklarına zemin hazırlayabilir" şeklinde açıklamalarda bulunuyor.

Yapı Malzemeleri ve Su Kaynakları

Radonun yalnızca topraktan değil, bazı yapı malzemeleri ve su kaynaklarından da gelebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dikmen, "Granit, taş ve beton gibi doğal yapı malzemeleri uranyum içerebilir. Ayrıca kuyu ve doğal kaynak sularında çözünmüş radon bulunabilir. Bu durum ev içi maruziyeti artırabilir" dedi.

Ölçüm İhtiyacı

Radon gazının duyu organlarıyla tespit edilemeyeceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dikmen, "Bu gaz renksiz, kokusuz ve tatsız olduğu için fark edilmesi mümkün değildir. Maruziyeti belirlemenin tek yolu özel radon ölçüm cihazları veya kitleri kullanmaktır. Özellikle bodrum ve zemin katlarda yaşayan kişilerin ölçüm yaptırması büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu.

Korunma Yöntemleri

Radon gazından korunmak için alınabilecek önlemleri sıralayan Doç. Dr. Dikmen, "Kapalı alanlar düzenli olarak havalandırılmalı, bina temelindeki çatlaklar onarılmalı ve özellikle kuyu suyu kullanılıyorsa uygun arıtma sistemleri tercih edilmelidir. Gerekli durumlarda profesyonel radon ölçümü yaptırılması ihmal edilmemelidir" ifadelerini kullanarak önlemlerin önemini vurguladı.


Daha fazlası ve daha hızlı bilgi için sizde;
Facebook'ta @mersihnaber 'i
Instagram'da @mersinhaber 'i veya
Twitter'da @mersinhaber 'i takip edebilirsiniz.
İlk olarak anlık gelişmeleri sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz.. Dilerseniz sosyal medya hesapları üzerinden sizlerde bir olayı ihbar edebilir veya bir gelişmeden bizleri haberdar edebilirsiniz.