Yakup BONCUK

Gazeteciler Arasında Dayanışma Olmalı

Biz gazeteciler, yani basın mensupları görevimiz gereği her habere gideriz. Bazen bir yardım isteyene koşarız... Bazen sokakta kalmış olanın yanında oluruz..

Biz gazeteciler, yani basın mensupları görevimiz gereği her habere gideriz.
Bazen bir yardım isteyene koşarız...
Bazen sokakta kalmış olanın yanında oluruz..
Zaman zaman trafik kazalarında hayatlarını kaybedenlerin bile cesetlerini taşırız. Yaralıların ambulansa nakledilmesinde  ihtiyaç olduğunda yaralı bile taşırız.
Okula gidemeyene kitap  defter kıyafet alınması için çaba harcarız.
Karnı aç olanın karnının doyması için cebimizdeki son parayı bile o ihtiyaç sahibine vermekten imtina etmeyiz.
Yeri gelir haksızlığa uğrayanın hakkını alması için çabalarız. Bedava avukatlık yaparız.
Bizler Toplumsal Dayanışma ,  Toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesi  için çalışırız.r.
Toplumsal dayanışma ,  topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması demektir.
Ahilik geleneğinde de Esnaflar arası dayanışmayı sağlamak için  Ahilik Sandığı kurulmuştur.
İflas eden ya da iş yeri kapanan esnaflarımıza kolaylık sağlamak amacıyla Esnaf Ahilik Fonu kurulmuştur. 900 yıllık Ahilik geleneğinin devamı için bu sandığın önemli olduğunu vurgulayalım.
Bu uygulama, esnafın zor zamanındaki dayanışması için oldukça önemli ve etkili olmakta. Neticede herkesin işi ters gidebilir ve herkes dükkanını kapatma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Bu tür durumlarda esnafın yardımına sadece eşi dostu değil Ahilik Sandığı koşacak. İflas eden esnafın ve ailesinin mağdur olmaması açısından çok önemli bir uygulama olacak. İşi kötü giden esnaf, biraz hamle yapmak için bankaya başvurduğunda hiç kimse esnafa kredi vermiyor. Bankadan kredi alabilmeniz için hiç kimseye borcunuzun olmaması gerekiyor. SGK borcunuz, vergi borunuz, kredi kartı borcunuz olmayacak. Üstelik bir de devlet memuru kefiliniz olacak. Böyle bir durumdaki esnafın krediye zaten ihtiyacı olmaz. Önemli olan, esnafın zor zamanında yanında olmak. Bu konuda Esnaf Ahilik Sandığı büyük bir dayanışma sağlayacaktır. Hatta sağlıyordur. 
Sadece bu tür bir yardımlaşma değil, ayrıca Bankalarda ve diğer bazı resmi kuruluşlarda da yardım sandıkları kurulduğunu biliyoruz.
Bu sandıklar  her yıl veya belirlenen yıllarda sandığa üye olan kişilere temettü yani kazançlarından pay dağıtır. Bunlar ayrıca ihtiyaç sahibi olan ve zor durumda olanlara maddi ve manevi destek verir. Bu destekler zor durumdaki üyelerini biraz olsun  rahatlatır, sıkıntılarını giderir.
Yani demem o ki, bu yardımlaşma olayı Türk toplumunda zaten var.
Bunu diğer meslek örgütleri de yapmalıdır. Yapanlara sözümüz yok.  Bu yardım sandığını  diğer oda, dernek  ve kuruluşlarda uygularsa çok güzel olur.
Tüm bunları yazmama sebep konuya gelince..
Geçen hafta sonunda Mersin’de Akdeniz Belediyesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen Mersin Gazeteciler Cemiyeti Olağan Kongresi'ne katıldım. Amacım kongreyi anlatmak değil. Orada yaşananlar ayrı bir hikaye..
Ama orada bazı konular dikkatimi çekti.
Yeni seçimle iş başına gelen MGC yönetimine tavsiyyalerim olacak.
Yeni yönetim  en kısa zamanda bir Yardımlaşma Sandığı kurmalarıdır. Çünkü o kongrede şahit olduğum bir görüntü beni çok üzdü. Yıllarca ulusal basında ve Mersin yerel  basınında muhabirlik yapan bir kardeşimiz bir süredir işsizdi. O da evinin nafakasını çıkarmak için bu kongrede su, simit, pohaça satmaktaydı. Üstelik kongre delegesi olarak oy da kullandı.
Yaptığı iş ayıp veya kötü değil.
Onun alınteri akıtarak meslektaşlarına verdiği hizmetin karşılığında o gün evine ekmek götürmesi takdir edilecek bir çabaydı.
Ama Cemiyet olarak kurulacak bir fon veya yardım sandığı ile, sağlanacak dayanışma ile o simit ve su satan kardeşimiz gibi işsiz kalanlara  destek verebilsek çok iyi ve yararlı olacaktır.
Gazeteciler olarak herkese yardım ve destek verirken, kendi meslektaşlarımızı da göz ardı etmememiz gereklidir diye düşünüyorum. Bu çalışmayı yeni yönetimden bekliyorum.
Mademki herkese yardım elini uzatıyoruz..
O halde kendi meslektaşlarımız içinde yardım ve desteğe ihtiyacı olanları da gözetmeli ve korumalıyız.
Bilmem anlatabildim mi?