Olay, hastaneye ulaşıldığında gece müdürünün hastanın kabulü konusunda tereddüt yaşamasıyla devam etti. Gece müdürü, "Üstlerim izin verirse hastayı kabul edeceğim" diyerek durumu belirsiz bıraktı. Bu durum, hastane yönetimi ile ambulans ekibi arasında bir tartışmaya yol açtı. İddianamede, gece müdürünün üstlerini arayarak durumu bildirdiği ve o sırada Koray Topçu’nun sağlık çalışanına yönelik tehdit içerikli sözler sarf ettiği iddia edildi.
İddianamede, Topçu'nun, paramedik Didem Arslan Aktaş’a, "Defolun gidin hastanemden" gibi ifadelerle tehditte bulunduğu belirtildi. Aktaş, bu sözlerin ardından hastaneden dışarı çıkarıldı. İkinci olay ise 2 Şubat 2024’te meydana geldi. Aynı ambulans ekibi, yine Gebze Özel Merkez Prime Hastanesi’ne başka bir hastayı nakletti. Ancak bu defa başka bir gece müdürü, Aktaş’a hastaneye giremeyeceğini bildirerek hastanın teslim edilmesi için başka bir görevlinin gelmesini istedi.
Hasta tesliminin ardından ambulans ekibi istasyona dönmeye çalışırken, Aktaş’ın telefonuna gelen bir görüşmede Hakan Höbek, Aktaş’a yönelik tehdit içerikli sözler sarf etti. Höbek’in, "Eğer gündüz hastanede olsaydım o iş, itiş kakışla kalmazdı" demesi dikkat çekti. Bu ifadeler, iddianamede yer aldı ve Aktaş’ın karşılaştığı tehditlerin boyutunu gözler önüne serdi.
Şüpheliler, verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmediklerini belirtti. Sanık Koray Topçu, Aktaş ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Sen de benim hastanemde haddini bileceksin” diyerek yüksek sesle tartışma yaşandığını öne sürdü. Savcılık, telefon görüşmesinin ses kaydına alındığını ve bu kaydın delil olarak değerlendirildiğini bildirdi. Olay sırasında ambulans içinde bulunan bir tanığın da görüşmelerin hoparlörden duyulduğuna dair beyanı dosyada yer aldı.