28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sırasında başörtüsü sebebiyle sıkıntılar yaşadığını dile getiren Aysel Mazak, başörtüsünü çıkartmak istemediği için peruk takmak zorunda kaldığını söyledi. Bu süreçte mesleğini bırakmak zorunda kaldığını belirten Mazak, yıllar sonra bu zorlukların sona erdiğinde tekrar öğretmenlik yapmaya başladığını anlattı.
Aysel Mazak, 1990 yılında Kastamonu’da sınıf öğretmeni olarak göreve başladığını ifade etti. Ayrıca, üniversiteden mezun olduktan sonra başörtüsü ile ilgili baskıların artmaya başladığını ve bu baskılarla mücadele ettiğini aktardı. "Özel şirkette çalışırken bazı müdürlerin baskılarıyla karşılaştım ama inancım sayesinde bu zorlukları aştım" diyen Mazak, o dönemdeki zorlukları ve eşinin de kendisine destek olduğunu belirtti.
Baskılar ve İstifa Süreci
1998-1999 yıllarında baskıların arttığını dile getiren Mazak, sık sık müfettişlerin geldiğini ve bu durumun kendisini istifa etmeye zorladığını söyledi. "Okulumuz yatılı okuldu ve yatakhane bölümündeki bir mescidin kapatılması bizi çok etkiledi. Öğrenciler orada namaz kılıyorlardı" diyen Mazak, yaşadığı baskılardan dolayı 3 yıl mesleğinden uzak kaldığını ifade etti. "Tayyip Erdoğan başbakan olunca tekrar öğretmenliğe dönebildim" dedi.
Başörtüsü Üzerine Yapılan Baskılar
Aysel Mazak, başörtüsü nedeniyle sürekli baskı altında olduklarını ve Milli Eğitim Müdürü tarafından "Açın başınızı, biz günahınızı çekeriz" gibi ifadeler duyduklarını aktardı. Bu baskılar altında başlarını açmak zorunda kaldıklarını belirten Mazak, "Sürekli bir zorlama vardı. Biz bu duruma göğüs germeye çalıştık" dedi.
Mazak’ın eşi Adnan Mazak ise 28 Şubat dönemindeki baskıların daha da arttığını ifade ederek, "Okula atanıyorsunuz, ertesi gün elinize bir sarı zarf tutuşturuyorlar" dedi. Bu baskıların kendilerini nasıl etkilediğini ve toplumda yaşanan korku ve sindirme atmosferini dile getirdi.
Dini Kitaplarla İlgili Baskılar
Adnan Mazak, dini kitapların bile gömülmek zorunda kaldığını belirterek, "Evimizdeki Kur’an-ı Kerim ve diğer dini kitaplar korkumuzdan gömüldü. Çok büyük bir baskı vardı" dedi. Bu durum, o dönemde yaşanan toplumsal baskının ne kadar ağır olduğunu gözler önüne serdi.
