6 Şubat 2023 tarihinde sabah saat 04.17’de gerçekleşen depremde 10 yakınını kaybeden 55 yaşındaki Şükrü Levent Okurlar, deprem felaketi sonrası Aksaray’a yerleşerek yaşamını burada devam ettirmeye karar verdi. Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan Okurlar, o sabah yaşadıkları durumu "Kıyameti yaşadık" sözleriyle ifade etti. Üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen hala o anların korkusunu yaşadığını belirten Okurlar, "Biz o kıyamet gününde Antakya’daydık. Gece saat 04.17’de büyük bir gürültü ile neye uğradığımızı şaşırdık. Evler, duvarlar, eşyalarımız hepsi üzerine döküldü. Canımızı kurtardık ama kaybettiklerimiz var. Tam anlamıyla kıyameti yaşadık. Uyku halindeydik, bir an böyle sallantıdan sonra gökyüzünün beyaz ışıklı olduğunu gördük. Aşırı derecede şiddetli gök gürültülü ışıklar vardı, bunları gördük. Bu sırada bulunduğumuz yerden kaçma umuduyla kendimizi sokağa attık. Binadan çıkınca karşımdaki binanın yıkıldığını gördüm. Depremde kaybımız çok ama ilk etapta abim ve ailesi, amcamın oğlu ile ailesi olmak üzere toplam 10 kişiyi tek parça halinde mezara bıraktık. Abimizi depremin 13. günü enkazdan çıkardık. Amca oğullarını ise 16. günde çıkardık. Defin işlemlerini yaptıktan sonra Aksaray’a gelmek zorunda kaldık. Ailem ve annemlerle beraber Aksaray’a geldik. Bir süre ortamın düzelmesini bekledikten sonra burada ikamet etmeye başladık. 93 yaşındaki anneannem enkazdan sağ çıktı ve onun tedavisiyle ilgilendik. Kendimizi burada bulduk ve yaşamımızı idame etmeye çalışıyoruz" şeklinde ifade etti.
Ayakkabı Üretimiyle Geçim Sağlıyor
Okurlar, ayakkabıcılık mesleğinin dededen geldiğini belirterek, "Bizde ayakkabıcılık dede mesleğidir. Babam, 3 metre 13 santim boyunda dünyanın en büyük ayakkabısını yaparak rekorlar kitabına girdi. Antakya’da imalatla uğraşmamız nedeniyle burada da ayakkabı satış işi yapıyoruz. Elimizden geldiği kadar ayakta durmak zorundayız. Ev ve iş yerlerimiz orada yapılıyor, bir an önce bittikten sonra memleketimize dönmek zorundayız. Devletimiz bize bu konuda gerekli işlem ve yardımları yaptı. Gerek maddi gerek manevi destekte bulundu. Ancak hayat şartları mecburen zorlayıcı oldu. Devletin desteği bir yere kadar yeterli oldu ve sonrasında kendi mücadelemizle hayatımızı sürdürmeye başladık" diye konuştu.