Aydın'ın 17 ilçesinde gerçekleştirilen 2026 yılı leylek sayımları, Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından tamamlandı. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, bu yıl popülasyonda kaydedilen artışla ilgili açıklamalarda bulundu. Yapılan sayımlarda, önceki yıllarda yalnızca 16 ilçede gözlemlenen leyleklerin bu yıl Kuşadası’nda da kaydedilmesiyle Aydın'ın tüm ilçelerinde leyleklerin görüldüğü belirtildi. Toplamda 447 yuvada 894 ak leylek tespit edilirken, ayrıca 2 kara leylek yuvası da kayıtlara geçti. Geçtiğimiz yıla göre ak leylek sayısında 76 bireylik bir artışın yaşanması sevindirici bir gelişme olarak değerlendirildi. Leyleklerin en yoğun görüldüğü yerler arasında Kuyucak, Bozdoğan, Nazilli, Köşk, Yenipazar, İncirliova, Koçarlı ve Söke ilçeleri öne çıkmakta. Bu yıl en fazla leylek görülen yer ise Azizabat Mahallesi oldu. Geçen yıl en fazla leylek kaydedilen Yamalak Mahallesi ise bu yıl ikinci sırada yer aldı. Geçmiş yıllara nazaran Çakırbeyli ve Ovakaraağaç mahallelerinde ciddi bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Sürücü, Almanya'daki NABU biyologu Hans-Jürgen Stork'un 1969 yılında Germencik’e bağlı Ovakaraağaç’ta yaptığı araştırmalarda 50’nin üzerinde yuva tespit ettiğini hatırlattı. Aynı bölgede 2013 yılında yapılan çalışmada ise yalnızca 18 yuva belirlenmişti. Bu yıl ise yuva sayısının 4’e düşmesi, kırsal ekosistemlerdeki değişimin hızını gözler önüne seriyor. Sürücü, bu düşüşlerin nedenlerini araştırmak amacıyla bilim insanlarıyla yeni çalışmalar yapılacağını belirtti. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş ve ekibiyle leylek halkalama çalışmalarının da sürdürüleceğini ifade etti.
Yuvaların Durumu ve Tehditler
Sürücü, yuvaların büyük bir kısmının elektrik direklerine kurulduğunu ve 240 yuvanın demir platformlar üzerinde, 165’inin platformsuz direklerde, 26’sının yüksek gerilim hatlarında, 4’ünün bacalarda ve 12’sinin cami kubbelerinde bulunduğunu belirtti. Elektrik hatları üzerindeki riskli yuvalara demir platformlar yerleştirilerek leyleklerin güvenliğinin artırıldığını ifade eden Sürücü, yuvalarda genellikle 3-5 yavru bulunmasına rağmen, kuluçka sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yavru sayısının daha da artmasının beklendiğini aktardı. Ancak yuvalarda görülen plastik, ip, kumaş ve benzeri insan kaynaklı atıkların yavrular için ciddi tehditler oluşturduğunu, bu maddelerin yavruların sakatlanmasına ve ölümlerine neden olabileceğini vurguladı. Elektrik tellerinin bulunduğu ve ciddi tehdit oluşturan yuvalara demir platformlar takılarak leyleklerin güvenliğinin sağlandığı ifade edildi. Sayım çalışmaları sırasında köylerde yaşayan vatandaşlarla leylekler hakkında yapılan sohbetlerde, eski hikayeler, hatıralar ve yaşanmışlıklar paylaşıldı. Köylüler, leylekleri ailelerinden biri gibi gördüklerini ve gün boyunca onları izlemenin kendilerine huzur verdiğini dile getirdiler. Yavrularıyla birlikte göçe çıktıklarında ise köyün sessizleştiğini ve içlerinde derin bir boşluk kaldığını ifade ettiler. Leylekler, sulak alanlardan ve tarım arazilerinden taşıdıkları kurbağa, balık, yılan ve diğer canlılarla yavrularını beslerken, tarımsal zararlıları tüketmeleri nedeniyle doğal yaşamın yanı sıra tarımın da destekçileri arasında yer alıyor. Bugünlerde yuvalarda büyüyen her yavru, kırsal yaşamın, sulak alanların ve biyolojik çeşitliliğin geleceğini temsil ediyor. Leyleklerin gökyüzünden eksildiği bir coğrafyada doğanın sesi de giderek azalacaktır. Yavruların büyüme aşamasında olduğu günlerde, çocuklu ailelerin leyleklerin bulunduğu köylere giderek çocuklarını doğayla buluşturması büyük önem taşımaktadır. Çocukların leyleklerin besin arayışlarını ve yavrularını nasıl büyüttüklerini gözlemlemeleri, doğayı tanımaları açısından unutulmaz bir deneyim sunacak; doğayı tanıyan çocuklar, gelecekte onu koruyan bireylere dönüşecektir." dedi.
