DİSİDER Başkanı Akbaş, son günlerde gündemde olan gelişmelerle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Ortadoğu'da süregelen saldırıların, bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini ifade eden Akbaş, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuka aykırı askeri müdahale girişimlerinin sorunun çözümüne değil, çatışmaların derinleşmesine katkı sağladığını vurguladı. Akbaş, bu süreçlerin yalnızca bölgeyi değil, komşu ülkeleri de ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilediğini söyledi. Ayrıca, küresel ölçekte derin ekonomik izler bıraktığını belirtti.
Akbaş, "Başta küresel iş dünyası olmak üzere tüm ekonomik aktörleri, bu saldırılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemeye ve barışın tesisi için sorumluluk almaya davet ediyoruz.” dedi. Savaşın uzamasının yalnızca bir ülkeyi değil, tüm insanlığı tehdit eden bir durum haline geleceğini dile getiren Akbaş, Diyarbakır özelinde İran, ABD ve İsrail arasındaki çatışmaların uzamasının bölgesel ve yerel etkileri olacağını ifade etti.
Ekonomik açıdan değerlendirme yapan Akbaş, bölgede faaliyet gösteren işletmelerin maliyet artışlarına karşı kırılgan durumda olduğunu belirtti. Böyle bir senaryoda işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ının ciddi maliyet baskısı yaşayabileceğini, yüzde 30’a yakınının ise yatırımlarını ertelemek zorunda kalabileceğini aktardı. Diyarbakır’ın, stratejik bir ticaret konumuna sahip olduğunu hatırlatan Akbaş, kara taşımacılığına dayalı ticaretin sınır kapılarındaki aksaklıklar ve güvenlik riskleri nedeniyle ciddi şekilde etkilenebileceğini vurguladı.
Özellikle demir-çelik, kimya, inşaat malzemeleri, gıda ve tarım ürünleri gibi sektörlerde rekabet gücünün zayıflayabileceğini ekleyen Akbaş, ticaret yollarının daralmasının, ihracatın düşmesine ve ithalat maliyetlerinin artmasına yol açacağını belirtti. Diyarbakır’ın ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinin Ortadoğu pazarına yapıldığını ifade eden Akbaş, bu durumun Diyarbakır ihracatında yüzde 15-30 oranında bir daralma riski doğurabileceğini aktardı. Bu durumun doğrudan üreticileri ve sanayicileri etkileyeceğini vurguladı.
Enerji fiyatlarındaki artışın da kritik bir konu olduğunu belirten Akbaş, ülkenin enerji ithalatına bağımlılığının, petrol fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını, bunun da Diyarbakır’daki üreticilerin ve KOBİ’lerin karlılığını olumsuz etkilediğini söyledi. Yatırım ortamındaki belirsizliğin ise en büyük risk unsuru olduğunu söyleyen Akbaş, belirsizliğin artmasının yatırımların ertelenmesine, istihdamın yavaşlamasına ve ekonomik büyümenin zayıflamasına neden olabileceğini belirtti. Ayrıca, sınır güvenliği ve olası göç hareketlerinin de ekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Akbaş, ani bir nüfus artışının kira, gıda ve kamu hizmetleri maliyetlerini artırarak toplumsal dengeleri zorlayabileceğini ifade etti. Ancak, Diyarbakır’ın güçlü bir ticaret geleneğine ve dayanışma kültürüne sahip olduğunu da ekledi. Doğru politikalar ve yerel desteklerle bu tür krizlerin etkisinin azaltılabileceğini vurguladı. Bu kritik süreçte, hükümetin güçlü ve kararlı yönetiminin Türkiye’nin ateş çemberinin dışına çıkması için önemli bir güven kaynağı olduğunu söyledi.
DİSİDER olarak sahadan elde ettikleri verilerin, Diyarbakır ekonomisinin üretim gücüne sahip olduğunu ancak Ortadoğu pazarına yüksek derecede bağımlı bir yapıda bulunduğunu gösterdiğini belirten Akbaş, tek pazara bağımlılığın azaltılması, alternatif ihracat pazarlarının geliştirilmesi ve yerel üretimin daha yüksek katma değerli hale getirilmesinin öncelikli hedefler olması gerektiğini vurguladı. Krizlerin sadece bir risk değil, aynı zamanda bir dönüşüm fırsatı olarak görülmesi gerektiğini belirten Akbaş, dönüşümün gerçekleşmesi için doğru strateji ve güçlü bir koordinasyonun şart olduğunu ifade etti.
Son olarak, yüzyıllardır iki ülke arasında süregelen dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk ilişkilerine dayanarak İran halkının acısını kendi acıları olarak gördüklerini belirtti. En büyük temennilerinin bu anlamsız savaşın sona ermesi, akan kanın durması, barışın hakim olması ve ekonomik istikrarın korunması olduğunu ifade etti. “Çünkü savaş insanı küçültür, barış insanı büyütür.” dedi.
