L’Oréal Türkiye, sürdürülebilirliği tüm operasyonlarının merkezine yerleştirerek, bilimsel veriler ışığında radikal bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Şirket, dünyanın dengesini koruyan dokuz gezegen sınırından yedisinin aşıldığını belirterek, bu küresel sorunlarla mücadele için bir yol haritası oluşturmuş durumda. Bu yol haritası, yeşil bilim, döngüsel istikrar ve bütüncül ekosistem yaklaşımı üzerine kurulmuş.
L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü İrem Karaoda Tanrıkulu, bu dönüşümün önemine dikkat çekerek, "Gezegenimizin geleceği için sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuzdur." dedi. Dünya Çevre Günü'nün, sürdürülebilirlik çalışmalarını paylaşmak ve iş ortaklarını bu ortak geleceği yeniden şekillendirmeye davet etmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Yeşil Bilim ve Teknoloji İnovasyonu
L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir dönüşüm sürecinin fikir aşamasında başladığına inanıyor. Şirket, 2030 yılına kadar ürün içeriklerinin yüzde 95’ini biyo-bazlı kaynaklardan, bol bulunan minerallerden veya döngüsel süreçlerden elde etmeyi hedefliyor. Sürdürülebilir olmayan bileşenleri formül aşamasında sistem dışına çıkaran firma, yeşil kimya prensipleriyle geliştirilen Pro-Xylane molekülü gibi yenilikçi içerikler üretmektedir. Bu yaşlanma karşıtı aktif içerik, doğal bir şekerden elde ediliyor ve çevresel etkiyi en aza indirmeyi amaçlıyor.
Şirket, geliştirdiği teknolojilerle tüketici alışkanlıklarını da dönüştürüyor. Su tasarrufu sağlayan saç bakım ürünleri ve suya ihtiyaç duymadan makyaj temizlemeyi mümkün kılan Micellar su teknolojisi, günlük su kullanımını önemli ölçüde azaltıyor. Ayrıca, L’Oréal Professionnel GJOSA Water Saver teknolojisi ile kuaför salonlarında su tasarrufu sağlanıyor.
Şirket, iş yapış biçimlerine kararlılık ve istikrar kazandırarak sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyor. "Al-yap-at" modelini geride bırakarak, ambalaj tasarımından lojistiğe kadar her aşamada "azalt-yeniden doldur-geri dönüştür" yaklaşımını uyguluyor. Bu sayede ambalaj verimliliğini artırarak, karbon emisyonlarını azaltmayı hedefliyor. 2030 yılına kadar saf plastik kullanımını yüzde 50 oranında azaltmayı taahhüt ediyor.
Tedarik Zincirinde Sürdürülebilirlik
Şirket, sürdürülebilirliğin tüm paydaşları kapsayan ortak bir ekosistemle mümkün olacağına inanıyor. 2030 yılına kadar stratejik tedarikçilerin doğrudan emisyonlarını yüzde 50 azaltmalarını hedefliyor. L’Oréal, iş ortaklarını yalnızca denetlemekle kalmayıp, eğitim ve teknoloji transferi ile de destekliyor.
Bu ortaklık modeli, çevre odaklı hedefleri toplumsal faydayla buluşturarak etkili bir sosyal köprü oluşturuyor. Şirket, stratejik tedarikçilerinin yüzde 100’ünün insana yakışır ücret politikası benimsemesini destekliyor. Bu model, engelli bireyler, kadın girişimciler ve yerel KOBİ’ler gibi gruplara öncelik vererek, dünya genelinde 90 binden fazla kişinin istihdama katılmasına katkıda bulunuyor. Türkiye’de ise tedarik zinciri aracılığıyla desteklenen 146 kişilik istihdamın yüzde 61’ini kadın girişimciler, yüzde 39’unu ise KOBİ’ler oluşturuyor.
