Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu'nda düzenlenen "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliği, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı'nın sunumuyla gerçekleşti. Etkinlikte, araştırmacılar Durmuş Durukan ve Zeynep Mısra Türker, yemeğin toplumsal hayattaki yerini ve göç hikayelerini katılımcılarla paylaştı. Kurulan bağların, kültürel hafızayı nasıl canlı tuttuğu üzerinde duruldu. Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan'ın da katıldığı etkinlikte, bayram geleneklerinden göç hikayelerine kadar birçok konunun işlendiği bir söyleşi düzenlendi.
Durmuş Durukan, yemek sosyolojisi üzerine yaptığı araştırmalardan yola çıkarak, hamur işlerinin toplumdaki ekonomik rolüne dikkat çekti. Anadolu'nun çeşitli illerinde gerçekleştirdiği saha çalışmaları ile elde ettiği verileri paylaşan Durukan, mutfak sanatları ve kültürel çalışmalar arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceledi.
Yemeklerin Sosyolojik Boyutu
Modern gastronomi ile geleneksel yemeklerin sosyolojik perspektifinden değerlendirildiği söyleşide, Durukan, hamur işlerinin ekonomik kriz dönemlerindeki önemine vurgu yaptı. Geleneksel lezzetlerin, özellikle de Kürt böreği gibi ürünlerin, usta-çırak ilişkisiyle varlığını sürdürdüğünü belirtti. Ayrıca, enflasyon dönemlerinde insanların daha uygun maliyetli beslenme yöntemlerine yöneldiğini ifade etti.
Çerkez Kültürü ve Mutfak Alışkanlıkları
Çerkez kültürü üzerine çalışmalar yapan Zeynep Mısra Türker, Çerkez diasporasının mutfak alışkanlıklarını ve tarihsel travmalarını anlattı. 1864 Çerkez Sürgünü'nün etkileri üzerine bilgiler veren Türker, sürgün sırasında meydana gelen büyük kayıpların ardından et ağırlıklı bir beslenme biçiminin geliştiğini vurguladı.
Türker, geleneksel "Haluj" yapımının sadece bir pişirme yöntemi değil, aynı zamanda kültürel kimliğin aktarıldığı bir süreç olduğunu belirtti. Kadınların bir araya gelerek bu geleneği sürdürmeleri, diasporadaki kimliğin korunmasına katkı sağladığını ifade etti.
Etkinlik, gastronomi, tarih ve sosyolojinin iç içe geçtiği bir atmosferde gerçekleştirildi. Katılımcılara sunulan Kürt böreği, Paskalya çöreği ve Antakya kahkesi gibi yöresel lezzetler, etkinliğe renk kattı. Fairouz şarkıları ve "Leylim Ley" ezgileri eşliğinde, baharın gelişi gelincik şerbetiyle kutlandı. Günün sonunda, tomara tavası ve Çerkez Derneği’nin müzik performansları ile etkinlik sona erdi.
