İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Kankaya, obezitenin yalnızca bir estetik sorun olmadığını, aksine ciddi sağlık riskleri taşıyan kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu belirtti. 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla yapılan açıklamalarda, obezitenin vücutta sağlığı olumsuz etkileyen aşırı yağ birikimi ile ortaya çıktığına dikkat çekildi. Dr. Kankaya, bu durumu tanımlamak için en sık kullanılan ölçütün Beden Kitle İndeksi (BKİ) olduğunu ifade etti. BKİ değerlerinin 25-29,9 arasında olması durumunu fazla kilolu, 30 ve üzerinin obez, 40 ve üzerinin ise morbid obezite olarak sınıflandırıldığını açıkladı. Ayrıca bel çevresi ölçümünün karın içindeki yağlanma ve kalp-damar hastalıkları açısından önem taşıdığı vurgulandı.
Obezite Küresel Bir Sorun
Dr. Kankaya, obezitenin dünya genelinde hızla arttığını ve yetişkin nüfusun önemli bir kısmının fazla kilolu veya obez olduğunu belirtti. Obezitenin kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını, tip 2 diyabetin gelişimini hızlandırdığını, yaşam kalitesini düşürdüğünü ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti.
Yaşam Tarzı ve Obezite
Obezitenin çok faktörlü bir hastalık olduğunu dile getiren Dr. Kankaya, başlıca nedenler arasında hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, genetik yatkınlık, uyku düzensizliği, kronik stres, hormonal ve metabolik bozukluklar ile bazı ilaçların uzun süreli kullanımı gibi unsurları sıraladı. Temel mekanizmanın, alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizlik olduğunu sözlerine ekledi.
Risk Grubundaki Bireyler
Obezite açısından risk grubunda olan bireylerin kimler olduğunu da belirten Dr. Kankaya, ailesinde obezite öyküsü bulunanlar, fiziksel aktivitesi düşük olanlar, masa başı çalışanlar, metabolik sendromu veya insülin direnci olan kişiler ile uyku bozukluğu yaşayan bireylerin daha yüksek risk altında olduğunu söyledi.
Obezite ile İlişkili Hastalıklar
Dr. Kankaya, obezitenin birçok hastalığın gelişimini kolaylaştırdığını belirtirken, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, tip 2 diyabet, inme, dislipidemi, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve bazı kanser türlerinin obezite ile yakından ilişkili olduğunu ifade etti.
Kalp ve Diyabet Riski
Obezitenin insülin direncini artırarak tip 2 diyabet gelişimini hızlandırdığına dikkat çeken Dr. Kankaya, obezitenin kan basıncını yükselttiğini ve damar sertliğini artırdığını belirtti. Bu durumun kalp krizi riskini belirgin şekilde artırdığını vurguladı ve obezitenin kalp-damar hastalıklarının en önemli önlenebilir risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi.
Tedavide İlk Adım
Tedavi sürecinin ilk adımının yaşam tarzı değişikliği olduğunu ifade eden Dr. Kankaya, kişiye özel beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite, davranış değişikliği ve uzun vadeli takibin tedavinin temelini oluşturduğunu belirtti. Amaçlarının sadece kilo vermek değil, verilen kilonun korunmasını sağlamak olduğunu söyledi.
İlaç veya Cerrahi Gerektiren Durumlar
Her hastanın tedaviye verdiği yanıtın farklılık gösterebileceğine dikkat çeken Dr. Kankaya, BKİ 30’un üzerinde olup yaşam tarzı değişikliği ile kilo veremeyen hastalarda ilaç tedavisinin düşünülebileceğini ifade etti. Ayrıca, BKİ 40 ve üzeri olanlar veya BKİ 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi ek hastalıkları bulunanlarda bariyatrik cerrahinin gündeme gelebileceğini belirtti. Cerrahi kararının mutlaka multidisipliner bir değerlendirme ile verilmesi gerektiğini ekledi.
Obeziteden Korunma Yöntemleri
Obeziteden korunmak için günlük yaşamda alınabilecek önlemleri de sıralayan Dr. Kankaya, günlük fiziksel aktivitenin artırılması, porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi, şekerli içeceklerden ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması ve periyodik sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
