Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran cinayet olayları, özellikle Mersin ve Kahramanmaraş’ta meydana gelmişti. İki ilde de yaşanan bu trajik olayların failleri benzer bir akıbetle karşılaştı. Toplumda derin yaralar açan bu cinayetlerin ardından, hayatını kaybeden saldırganların cenazeleri, dini prosedürler yerine getirilmeden sessizce gömüldü. Ancak, mezar yerleri hakkında bilgi verilmedi.
2015 yılında meydana gelen Özgecan Aslan cinayetinde, üniversite öğrencisi Özgecan, minibüsle seyahat ederken şoför Suphi Altındöken tarafından saldırıya uğradı. Minibüs Tarsus - Mersin Otoyolu’na yönelirken, Özgecan, saldırgana biber gazı ile karşı koymaya çalıştı. Fakat, Altındöken tarafından bıçaklandı ve acımasızca dövüldü. Olayın ardından, zanlı ve iki accomplice, Özgecan’ın cesedini ormanda ateşe verdi. Cesedi, Cinderesi yatağında yanmış halde bulundu. Olayın ardından Altındöken ve diğer iki kişi tutuklandı. Ancak, katil Altındöken, 2016 yılında cezaevinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü.
Katilin cenazesi de uzun süre alınmadı ve 5 gün sonra gizlice bir yere defnedildi. 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ta gerçekleşen bir başka olayda, 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, okula babasına ait tabancaları götürerek 11 kişiyi öldürdü ve ardından intihar etti. Cenazesi de Osmaniye’de, cenaze namazı kılınmadan defnedildi.
Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşanan başka bir cinayet olayında ise, katil Metin Öztürk, lokantada çalışanları ve bir akaryakıt istasyonundaki şoförü öldürdü. Olayın ardından, intihar eden katilin cenazesi de alınmadı. Bu cinayetlerin faillerinin akıbetlerinin benzerliği, toplumda büyük bir infiale yol açtı. Bu tür olayların ardından faillerin cenazelerinin nasıl defnedildiği konusunda belirsizlikler sürüyor.
