Türkiye'nin bitki çeşitliliği açısından zengin şehirlerinden biri olan Amasya'da, Şubat ayının gelmesiyle birlikte dağların zirvelerinde çiçekler açmaya başladı. Özellikle karların erimesiyle birlikte kardelen, çiğdem ve menekşe gibi rengarenk bitkiler doğanın güzelliklerini gözler önüne seriyor. Doğa tutkunları, bu muhteşem manzarayı görüntülemek için dağların zirvelerine yöneliyor. Amasya, bitki coğrafyası açısından Avrupa-Sibirya ile İran-Turan floristik bölgeleri arasında bir geçiş sahasında yer alması dolayısıyla oldukça özel bir konuma sahip.
Bitkilerin Korunması Gerekiyor
Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Yıldırım, iklim değişikliği, otlatma ve yapılaşma gibi faktörlerin bitkiler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Yıldırım, “Bu bitkiler milli servetimizdir. Toplumun bilinçlenmesi ve kırsalda yaşayanların bu bitkilerin korunmasına yönelik duyarlılık göstermesi çok önemli” dedi. Ayrıca, Amasya Lalesi'nin akıbetine de değinen Yıldırım, "Yıllar boyunca doğal ortamında bulamadığımız bu lalenin tohumlarını yurtdışından almak zorunda kaldık" ifadelerini kullandı.
Anadolu'nun Bitki Zenginliği
Prof. Dr. Yıldırım, Avrupa kıtasında yaklaşık 15 bin bitki türü bulunduğunu, Türkiye'nin ise yaklaşık 3 bin 800'ü endemik olmak üzere toplamda 12 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığını belirtti. Anadolu coğrafyasının bitki çeşitliliği açısından kıta özelliği gösterdiğini ifade eden Yıldırım, dışarıdaki insanların bu değerleri fark ettiğini ve ülkelerine taşımak istediklerini dile getirdi. Bu durumun tehlikeli olduğunu vurgulayarak, doğal güzelliklerin korunması gerektiğini vurguladı.