Toplantıda, 6 Şubat'ta meydana gelen depremin ardından yaşananlara değinen Oruç, Hatay'da bulunduğu süre boyunca yaşanan olaylara tanıklık ettiğini belirtti. Üç yıl geçmesine rağmen hala konteynırlarda yaşayan insanlara dikkat çekti. "Adıyaman’da ve Hatay’da yurttaşlarımız üç yıldır 21 metrekarelik alanlarda yaşamını sürdürüyor. Bu durumu sorgulamak zorundayız. Deprem vergileri nerede? Bu vergilerle depreme dayanıklı ortalama 100 metrekarelik bir milyon ev yapılabilirdi" ifadelerini kullandı.
Oruç, SDG ile Suriye yönetimi arasında 30 Ocak'ta yapılan mutabakatla ilgili olarak, uluslararası topluma düşen görevlerin önemine değindi. Türkiye’nin bu konuda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirterek, mutabakatın hayata geçirilmesi için gereken katkının sağlanmasının kritik olduğunu ifade etti. "Bu, hem Suriye’nin hem de Türkiye’nin geleceği açısından hayati öneme sahip. Türkiye'deki iktidarın artık mazeret üretmemesi gerekiyor. Süreci hızlandırmanın tam zamanı" dedi.
Millî Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor yazım sürecinin sona geldiğini kaydeden Oruç, bu raporun barışı mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve sunması gerektiğini vurguladı. Üç temel perspektiften bahseden Oruç, birincisinin demokratikleşme olduğunu belirtti. Barışın, demokrasi ile eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini ve kayyum uygulamalarının kaldırılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, seçilmişlerin makamlarına geri dönmesi gerektiğini vurguladı.
Hukukun önemine de değinen Oruç, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ortamda kalıcı barışın mümkün olamayacağını ifade etti. Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunan bütün seçilmiş belediye başkanlarının derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Komisyon raporunun TCK, TMK ve infaz kanununda kapsamlı değişiklikler önermesi gerektiğini vurguladı.
Umut hakkıyla ilgili de konuşan Oruç, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan siyasi tutsaklar için hukuki bir zemin tanınması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, bu sürecin en önemli aktörünün Abdullah Öcalan olduğunu belirtti. Üçüncü perspektifin özgürlükler olduğunu dile getiren Oruç, barışın toplumun nefes alması anlamına geldiğini, düşünce ve ifade özgürlüğü olmadan barışın mümkün olmadığını söyledi.
DEM heyeti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme ile ilgili soruya Oruç, "Heyetimizin programında görüşme var fakat tarihine dair henüz bir bilgimiz yok. Resmi bir talep yapılmadı ama görüşme talebinin olduğu biliniyor. Gerçekleştiğinde tarihini paylaşacağız" dedi.