Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yaşar, depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve bu süreçte sigorta sektörü olarak yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi gerçekleştirdiklerini ifade etti. "6 Şubat depremleri, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük felaketlerden biri olarak yalnızca şehirleri değil, ekonomiyi, üretimi ve toplumsal güven duygusunu da derinden etkiledi," diyen Yaşar, bu tür felaketlerin sadece fiziksel yeniden inşa değil, aynı zamanda ekonomik düzenin sürdürülebilmesi açısından da kritik olduğunu vurguladı. Sigorta, bu süreçte temel bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle, depremlerin ekonomik etkisi 103 milyar dolara ulaşmıştır. Sigorta sektörü olarak DASK ve diğer şirketlerle birlikte toplamda 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yaptık. Bu durum, sigorta sisteminin afet sonrası hızlı nakit akışını sağlayarak vatandaşların ve işletmelerin toparlanmasında ne denli önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Ancak ekonomik kaybın büyük kısmının hâlâ sigorta koruması dışında kalması, yani korunma açığı, önemli bir sorundur. Türkiye’deki en büyük afet riski, deprem değil, sigortasızlıktır," şeklinde konuştu.
Sigortanın Ekonomik Süreklilik Üzerindeki Önemi
Yaşar, depremlerin sigortanın gerçek işlevini daha net bir biçimde ortaya koyduğunu belirtti. "Sigorta; üretimin devamını sağlar, işletmelerin kapanmasını önler, istihdamı korur ve kamunun üzerindeki mali yükü azaltır. Bu nedenle sigortayı yalnızca hasar ödeyen bir sistem olarak değil, ekonomik sürekliliğin altyapısı olarak görmek gerekmektedir. 6 Şubat sonrası sigorta sektörü, güçlü reasürans korumaları ve dijital altyapılar sayesinde büyük bir stres testinden başarıyla geçmiştir. Hasarlar hızla tespit edilmiş ve ödemeler gecikmeden yapılmıştır. Bu süreç, kamu bütçesine ilave yük oluşturmadan yönetilmiştir. Dolayısıyla sigorta sistemi, Türkiye ekonomisi için stratejik bir güvence sağlamaktadır," dedi.
Yeni Dönemde Sigorta Modeli
Son günlerde sigortalılıkta artış eğilimi görmekten memnun olduğunu belirten Yaşar, "Ancak bu seviyenin hala yeterli olmadığını düşünüyorum. Bugün afet kaynaklı kayıpların önemli bir kısmı hala vatandaşların tasarruflarıyla ya da kamu bütçesiyle karşılanmaktadır. Risk, geniş kitlelere yayıldığında yönetilebilir hale gelir. Bu nedenle önceliğimiz, sigorta bilincini artırmak ve teminat kapsamını genişletmektir. Yeni dönemde sigortacılık, riskleri önceden ölçen ve doğru fiyatlayan bir yapıya dönüşmek zorundadır. Bu yaklaşım, hem bireyler hem de ülke ekonomisi için daha sürdürülebilir bir koruma sağlar," ifadelerini kullandı.
Dayanıklı Şehirlerin İnşası
Yaşar, afet sonrası yeniden inşa sürecinin güvenle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bina tamamlama sigortası gibi mekanizmalar, projelerin yarım kalma riskine karşı hem hak sahiplerini hem de finansal sistemi koruyan önemli araçlar haline gelmiştir. Depremler bize acı ama net bir ders verdi. Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir. Hedefimiz, afet sonrası yaraları sarmak değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye yaratmaktır. Sigorta sektörü olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmalarımıza devam edeceğiz," şeklinde konuştu.