Türkiye'de son yıllarda nüfus yapısının dengesizleştiğine dikkat çeken Aydın, "Nüfusumuz yaşlanıyor, doğurganlık oranları düşüyor, genç nüfus azalıyor." diyerek bu sorunun çalışma hayatıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Kadınların iş gücünde daha fazla yer almasına rağmen, anneliğin iş hayatıyla uyumlu hale getirilemediğini vurguladı. Çalışma hayatındaki kadın oranının sağlık ve eğitim alanında yüzde 60'ları geçtiğini söyleyen Aydın, ancak bu kadınların çoğunun anneliği ertelemek ya da tamamen vazgeçmek zorunda kaldığını ifade etti.
Doğum İzni Politikalarında Yenilik Gerek
Aydın, mevcut doğum izni süresinin 60 haftaya çıkarılmasını beklediklerini ve bu durumun kadınların hem ev hem de iş hayatına adaptasyonunu olumlu yönde etkileyeceğini vurguladı. Mevcut doğum izni politikalarının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirten Aydın, araştırmaya katılanların yüzde 93'ünün doğum sonrası iznin artırılmasını gerekli gördüğünü, yüzde 90'ının ise doğum izninin doğumdan önce 8, doğumdan sonra 52 hafta olmak üzere toplamda 60 haftaya çıkarılmasını talep ettiğini aktardı.
Toplumsal Değer Olarak Annelik
Aydın, anneliğin bir bedel değil, toplumsal bir değer olduğunu belirterek, kadınların hak kaybı yaşamadan, güvenceli istihdamdan vazgeçmeden, esnek çalışma talep ettiğini ifade etti. Dünyada birçok ülkenin uyguladığı haftalık 4 gün çalışma modelinin Türkiye'de de gündeme gelmesi gerektiğini savunan Aydın, çocuk sayısına göre çalışma saatlerinde düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı.
Son olarak, Aydın, "Çalışma hayatı ile aile hayatı uyumlu hale getirilmeden doğum oranlarındaki düşüşü tersine çevirmek mümkün değildir. Kadınlar çalışmak istiyor ama aynı zamanda anne de olmak istiyor." diyerek kadınların bu ikilem içinde kalmaması gerektiğini ifade etti.