Ankara'da NATO Zirvesi Öncesi Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Köse'den Açıklamalar Geldi

Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, NATO Zirvesi öncesinde önemli değerlendirmelerde bulunarak, savaşların doğasının değiştiğini ve ittifakın yeni bir vizyon geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Ankara'da NATO Zirvesi Öncesi Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Köse'den Açıklamalar Geldi
Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, NATO Zirvesi öncesinde önemli değerlendirmelerde bulunarak, savaşların doğasının değiştiğini ve ittifakın yeni bir vizyon geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

NATO’nun değişen küresel güvenlik ortamına uyum sağlaması için Ankara’da düzenlenecek Zirve, hibrit tehditlerden uzun süreli konvansiyonel savaşlara geçişin ele alınacağı bir platform olarak dikkat çekiyor. Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, savaşların niteliğinin köklü biçimde değiştiğini belirterek, bu zirvenin NATO'nun yeni dönemin ihtiyaçlarını yeniden tanımlamasında kritik bir rol oynayacağını ifade etti.

Köse, Soğuk Savaş sonrası dönemde şekillenen güvenlik anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini belirterek, uluslararası sistemin yeniden çok aktörlü ve büyük güç rekabetinin belirleyici olduğu bir döneme girdiğini dile getirdi.

“Savaşların Mahiyeti Tamamen Değişti”

Konvansiyonel devletler arası savaşların yeniden gündeme gelmesine rağmen, bu çatışmaların geçmişten farklı olduğunu ifade eden Köse, sözlerine şöyle devam etti:

“Daha önce kısa süreli savaşlar ön plandaydı. Bugün ise elektronik kabiliyetler, istihbarat, siber ve psikolojik harbin öne çıktığı, daha uzun süreli savaşlarla karşı karşıyayız. Bu durum, ülkelerin yalnızca askeri güçlerini değil, aynı zamanda dirençlerini de test ediyor.”

Müttefik ülkelerin bu yeni durumdan farklı şekilde etkileneceğine dikkat çeken Köse, ekonomik, teknolojik ve güvenlik alanlarındaki farklılıkların ortak karar alma süreçlerini zorlaştırdığını belirtti.

Köse, “Teknolojinin ön plana çıktığı, konvansiyonel savaşların yeniden gündeme geldiği ve herkesin eşit şekilde etkilenmediği yeni bir döneme girdik. Bu dönemde ihtiyaçlara uygun yeni kabiliyetlerin geliştirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Yeni Bir Mutabakat ve Nosyon Gerek”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın savaş konseptindeki dönüşümünü somut bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Köse, çatışmaların cephede değil, altyapı, enerji sistemleri ve sivil alanlar üzerinde de yoğunlaştığını ifade etti.

İHA’lar, SİHA’lar ve elektronik harp sistemlerinin savaşın karakterini değiştirdiğini belirten Köse, “İstihbarat teşkilatlarının ön plana çıktığı bir döneme giriyoruz. Savaş sahası muğlaklaştı ve bu gelişmeleri doğru okuyan yeni bir nosyon gerekiyor” dedi.

Yeni güvenlik ortamının yalnızca askeri değil, toplumsal dayanıklılığı da kapsayan bir anlayış gerektirdiğini söyleyen Köse, “Yeni bir mutabakat ve sözleşme gerekiyor. Bu dönemi daha iyi anlamak ve ihtiyaçlara göre hareket etme iradesini göstermek zorundayız” şeklinde ifade etti.

“NATO Zirvesi Yeni Dönemin Yol Haritasını Şekillendirebilir”

Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu belirten Köse, zirvenin yeni güvenlik ortamının doğru okunmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

Köse, “Bu zirve, yeni dönemin ihtiyaçlarını yeniden anlama ve tanımlama iradesinin ortaya konduğu bir toplantı olacak. İhtiyaçlar ve kabiliyetler zamanla şekillenecek ama aktörlerin bir araya gelmesi çok önemli” dedi.

Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapmasının da ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Köse, Ankara’nın oluşturduğu gündemin NATO’nun geleceğine katkı sağlayacağını kaydetti.

“Karadeniz’de Türkiye’nin Önceliği Savaşı Yaymadan Diplomatik Sürece Taşımak”

Rusya-Ukrayna Savaşı hakkında değerlendirmelerde de bulunan Köse, Ukrayna’nın NATO üyesi olmamasına rağmen, ittifakın tehdit olarak tanımladığı bir aktör tarafından saldırıya uğradığını belirtti. Bu durumun NATO açısından farklı bir güvenlik tartışmasını beraberinde getirdiğini söyledi.

Türkiye’nin temel önceliğinin çatışmanın genişlemesini önlemek olduğunu vurgulayan Köse, “Mümkün olduğunca bunu yaymadan, ittifakın genel alanına taşımadan sınırlı tutmak ve silahlı çatışma yerine diplomatik sürecin yeniden başlamasını sağlamak” şeklinde konuştu.

Ukrayna’nın askeri ve ekonomik olarak dezavantajda olduğunu ifade eden Köse, bu durumun yaratabileceği olumsuz sonuçların yalnızca Ukrayna’yı değil, Türkiye’yi ve NATO’nun genel çıkarlarını da etkileyebileceğine dikkat çekti.

“Karadeniz, Enerji ve Gıda Güvenliği Açısından Riskler Sürüyor”

Savaşın uzamasının bölgesel ve küresel riskleri artırdığına dikkati çeken Köse, Türkiye’nin özellikle Karadeniz güvenliği, enerji arzı ve gıda güvenliği konularındaki gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi.

Köse, “Bu risklerin mümkün olduğunca sınırlı tutulması Türkiye’nin öncelikleri arasında yer alıyor. Bir sonraki öncelik ise diplomatik sürecin yeniden başlatılması. Ancak bu risklere karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini de unutmamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin