Türk Eğitim-Sen, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sona ererken öğretmenlerin sorunlarına ilişkin bir açıklama yaptı. Tüm yıl boyunca görev yapan öğretmenleri ve eğitim çalışanlarını tebrik eden sendika, eğitimdeki en büyük problemin okul güvenliği olduğunu belirtti. 2025 yılı için belirlenen Akademi Giriş Sınavı (AGS) kontenjanlarının ihtiyaçtan uzak olduğu ifade edilerek, bu durumun derhal çözülmesi gerektiği vurgulandı.
10 Bin Kontenjan Yetersiz
Açıklamada, 2025 yılında belirlenen 10 bin AGS kontenjanının yetersiz olduğu ifade edilerek, "10 bin kontenjan mutlaka artırılmalıdır. Geride bıraktığımız eğitim-öğretim yılı sorunlarla sona erdi. Eğitimin en büyük sorunlarından biri öğretmen açığı oldu. Yeni sistemle birlikte öğretmen atamalarında AGS uygulanmaya başlanmış, adaylar kontenjanlar doğrultusunda AGS puanına göre Milli Eğitim Akademilerinde eğitime alınmıştır. 2025 yılı için belirlenen 10 bin kişilik kontenjan, mevcut öğretmen açığını karşılamaktan uzaktır. Adayların 12 aylık eğitim sürecinin ardından en erken 2027'de göreve başlayacak olması, öğretmen açığının devam edeceğini göstermektedir. Bu süreçte ücretli öğretmen görevlendirmesi devam etmektedir. Türk Eğitim-Sen’in yaptığı araştırmaya göre, 62 ilde toplam 71 bin 757 ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Norm kadro ihtiyacı ise 55 ilde 80 bin 449’dur. En yüksek ücretli öğretmen sayısına sahip il İstanbul'dur (21 bin 947), ardından Şanlıurfa (5 bin 894) gelmektedir. Ücretli öğretmenlerin yüzde 42,55’i eğitim fakültesi, yüzde 49,27’si lisans, yüzde 8,17’si ön lisans mezunudur. Bu durum, pedagojik formasyon almamış kişilerin de ücretli öğretmen olarak derslere girmesi nedeniyle eğitim kalitesi açısından tartışmalara neden olmaktadır. Ücretli öğretmenler düşük ücretlerle ve güvencesiz çalışmaktadır. Ayrıca, 2025 yılında emeklilik, istifa ve vefat gibi nedenlerle 9 bin 127 öğretmen görevden ayrılmıştır. 2026 yılında da benzer sayıda öğretmenin emekli olması beklenmektedir. Bu nedenle yaklaşık 20 bin yeni öğretmen ihtiyacı oluşmaktadır. Dolayısıyla 10 bin kişilik atama bu açığı karşılamada yetersiz kalmaktadır." denildi.
Mazeret Tayin Talepleri Ele Alınmalı
Açıklamada, mazeret tayin haklarının aile birliğinin korunması amacıyla yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı. "2023 KPSS sonuçlarına göre ilk 20 bine girerek yüksek başarı gösteren bin 611 genç öğretmen mülakat süreçlerinde hak kaybına uğradı. 2024 KPSS’de yüksek puanlar alan ancak sınırlı kontenjanlar nedeniyle ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerin mağduriyetleri ivedilikle giderilmelidir. Özel okul öğretmenlerinin sorunları da görmezden gelinmemelidir. Taban maaş uygulaması hayata geçirilerek, bu öğretmenlerin hak ettikleri ücret ve çalışma koşullarına kavuşmaları sağlanmalıdır. Mülakat mağduru öğretmenler ile özel okul öğretmenleri seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Devlet, mülakat marifetiyle haksızlığa uğrayan öğretmenleri ve özel okul patronlarının insafına terk edilen öğretmenleri görmezden gelmemelidir. Öğretmenlerin haklı taleplerine kulak verilmeli, çalışma hayatında adaleti ve güvenceyi sağlayacak düzenlemeler acilen yapılmalıdır. Mazeret tayin talepleri eksiksiz karşılanmalıdır. Eşlerin birbirinden ayrılmaması ve aile birliğinin korunması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı, eş durumuna bağlı tüm yer değiştirme taleplerini karşılamalıdır." denildi.
İlçeler Arası Yer Değişikliklerinde Sorunlar Var
Açıklamada, öğretmenlerin ilçeler arası yer değişikliklerinde de sorunlar yaşadığı ifade edildi. "İlçeler arası yer değişikliklerinde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Aynı il sınırları içerisinde olsalar bile aralarında yüzlerce kilometre mesafe olan ilçelerde görev yapan eşler bulunmaktadır. Örneğin Bolu’nun Dörtdivan ilçesi ile Kıbrıscık ilçesi arasında 116 kilometre, Manisa’nın Gölmarmara ilçesi ile Demirci ilçesi arasında 136 kilometre, Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesi ile Cizre ilçesi arasında ise 162 kilometre mesafe bulunmaktadır. Bu uzaklıklar aynı gün içinde gidip gelmeye elverişli değildir. Öğretmenler eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalmakta, ek kira, gıda ve ulaşım giderleriyle karşılaşmaktadır. Bu noktada il ve ilçe emri uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Böylece mazeret tayinlerinin tamamı karşılanabilir ve aile birliğinin korunması sağlanabilir." ifadesine yer verildi.
Şiddete Karşı Önlemler Alınmalı
Son olarak, geçtiğimiz aylarda Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen okul saldırılarının güvenlik açığı sebebiyle oluştuğu belirtildi. "Şiddete karşı önlemler ivedilikle alınmalı ve kararlılıkla uygulanmalıdır. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ve Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırılar, tüm Türkiye’nin yüreğinde derin yaralar açmıştır. Eğitim kurumlarımızda şiddetin boyutları gözler önüne serilmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi ve cezaların artırılması caydırıcılığın artırılması açısından önemlidir. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, okul polisi uygulamasının hayata geçirilmesi; giriş-çıkış kontrollerinin düzenli yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü desteklenmesi hayati öneme sahiptir." ifadelerine yer verildi.
Okul Güvenliği Ciddi Bir Meselidir
Türk Eğitim-Sen, okul güvenliği meselesinin ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı. "Okul güvenliği, yalnızca bir eğitim meselesi değil, aynı zamanda bir güvenlik ve beka meselesi olarak ele alınmalıdır. Disiplin ve sınıf geçme yönetmelikleri gözden geçirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az bir rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalıdır. Eğitimde bütçe temelli sorunlar ile fiziki altyapı eksiklikleri ivedilikle giderilmelidir. MEB’in yayımladığı 2024-2025 eğitim istatistiklerine göre okullaşma oranları okul öncesinde (5 yaş) yüzde 82,53, ilkokulda yüzde 95,43, ortaokulda yüzde 89,09, ortaöğretimde yüzde 82,85 ve yükseköğretimde yüzde 46,34’tür. Eğitim çağındaki nüfusun tamamının eğitim-öğretim süreçlerine dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır. Okullaşma oranlarının yüzde 100 seviyesine yükseltilmesi, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine katkı sağlayacaktır." denildi.