Antalya'da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özkan, tıp yenilikleri ve şehrin sorunları hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki gelişmeler, hastane durumu ve Antalya'nın karşılaştığı sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Özkan, rahim nakli başarısının yanı sıra yapay zekanın tıptaki rolü ve yeni hastane yatırımları hakkında da bilgiler sundu.

Antalya'da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özkan, tıp yenilikleri ve şehrin sorunları hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki gelişmeler, hastane durumu ve Antalya'nın karşılaştığı sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Özkan, rahim nakli başarısının yanı sıra yapay zekanın tıptaki rolü ve yeni hastane yatırımları hakkında da bilgiler sundu.
Google News'te Abone Ol

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunları hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Rahim naklindeki dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok konu üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Rahim Nakli Başarısı

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında gerçekleştirdiği ilk kadavradan rahim nakli uygulamasını hatırlatan Prof. Dr. Özkan, bu yöntemin dünya genelinde örnek teşkil ettiğini belirtti. Özkan, bu süreç ile ilgili şunları ifade etti: "2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra birçok ülke bu alana yöneldi. İsveç, Amerika, Almanya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugüne kadar 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar mevcut. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur."

Rahim nakli çalışmasının başlangıçta kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını ifade eden Özkan, proje hazırlıklarının uzun bir süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" diye ekledi.

Klinik Gerçeklik Düzeyine Ulaşma

Robotik ve laparoskopik yaklaşımlar ile kadavradan nakiller gibi yeni yöntemlerin geliştiğini ancak temel tekniğin aynı kaldığını belirten Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, günümüzde klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi ve laparoskopik yöntemler kullanılmakta. Ancak temel teknik hâlâ Özkan Tekniği" şeklinde konuştu.

Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirdiklerini belirten Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar elde edildiğini ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini ifade etti. Seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı.

Kafa ve Beyin Nakli Tartışmaları

Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara dikkat çekti. "Bugün en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, fakat şu an için uygulanabilir bir durum yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Yapay Zekâ Kullanımı

Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını vurgulayan Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkısına dikkat çekti. "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışmakta. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında bazı biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var; ancak şu an itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" dedi.

Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını belirtti.

Yeni Hastane Yatırımları

Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme süreleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Özkan, Nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini ifade etti. "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi yalnızca Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor. 900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi.

MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını kaydeden Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süreleri olduğunu vurgulayarak, "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim" şeklinde konuştu.

Hasta Memnuniyeti ve Güler Yüz

Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını belirtti. "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" dedi.

Üniversitenin Rehberlik Rolü

Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerin yalnızca eğitim ve bilim üretiminde faydalanılmaması gerektiğine dikkat çekerek, "Üniversitelerin iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir; insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız ve bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir; bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok."

Su Kıtlığı ve Çevresel Sürdürülebilirlik

Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. "Bence bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Bu anlamda en yakın zamanda bizi tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" ifadelerini kullandı.

Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Eğer bu sürece katkı sunabilirsek, ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin