Bursa'da bir inşaat firmasının yurtdışı şantiyesinde görev yapan K.L. isimli işçi, 'kişisel sebeplerle' istifa ederek yurda döndü. İstifanın ardından, işçi ücret alacaklarına, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti gibi taleplerle İş Mahkemesi'ne başvurdu. Davacı, hizmet süresi boyunca ödemelerin eksik yapıldığını savunarak alacaklarının tahsilini istedi. Ancak davalı şirketin avukatı, iş ilişkisinin istifa ile sona erdiğini belirterek tazminat hakkının doğmadığını ifade etti. Ayrıca, yıllık fazla çalışma süresinin sözleşmeye dahil olduğunu ve işçinin günlük 8 saati aşan bir çalışma süresi olmadığını öne sürdü. İş Mahkemesi, davacının istifa dilekçesinde 'kişisel sebepler' ifadesinin bulunduğunu dikkate alarak kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetti. Davacı avukatı bu kararı istinaf mahkemesine taşıdı.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istifa dilekçesinde 'kişisel sebepler' ifadesinin yer almasına rağmen, işçinin ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle ayrılışın haklı fesih olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin temyiz başvurusu üzerine devreye girdi ve emsal niteliğinde bir karar aldı. Yargıtay, davacının istifa dilekçesinde işçilik alacaklarının ödemesizliğinden bahsetmediğini, dolayısıyla kişisel sebeplerin haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceğini belirtti. Kararda, 'İstifa dilekçesindeki kişisel sebep, işverenden kaynaklanmayan özel bir durumu ifade eder. Bu durumda, kıdem tazminatı talebinin reddi gerekir' denildi. Mahkemece yapılan değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmadığı ifade edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verildi.
