Bursa'da hayvancılık yapan İsmail Oktay, piyasada yaşanan fiyat artışlarının hayvansal gübreye yansımadığını ifade ederek, "Kimyasal gübre fiyatları yüzde 100 artış gösterirken, hayvansal organik gübre fiyatlarında büyük bir değişim yaşanmadı. Geçen yıl 6 tonluk gübreyi 2500 lira civarında satarken, bu yıl yine makul bir artışla 6 tonunu 3000 liraya çiftçimize sunabiliyoruz. Üreticilerimiz nakliye için araçlarını temin edip geldiklerinde, araçları doldurma işini tamamen biz üstleniyoruz" dedi.
Oktay, sektördeki en büyük zorluğun iş gücü bulmak olduğunu ve bu işin yüksek el emeği gerektirdiğini belirtti. "Gübre, üretildiği yerde bol ancak bulunmayan bölgelerde pahalı kalıyor. Bugün bir işçiye bir römork gübre sar deseniz, 5000 lira verseniz dahi sarmak istemiyor. Maddi olarak bize çok büyük bir katkısı olmasa ve depolama şansımız bulunmasa da bu doğal zenginliğin toprağa dönmesi şart" şeklinde konuştu.
Kimyasal gübrelerin toprak yapısına verdiği zarara dikkat çeken Oktay, doğal gübrenin sunduğu 7 yıllık koruma kalkanını şu sözlerle anlattı: "Kimyasal gübreler yazlık ve kışlık gibi sadece dönemlik etki gösterir ve uzun vadede toprağı körleştirir. Buna karşılık hayvansal gübre, kimyasal gübrelerden çok daha iyi sonuçlar verebilme gücüne sahiptir. Bir hayvan gübresinin toprakta tam 7 yıl süresi vardır. Çiftçilerimiz bizim gübrelerimizi kullanırlarsa, tarlalarını tek bir uygulamayla 7 yıl boyunca korurlar. Bir kere atıp, 7 yıl boyunca hem toprağın yapısını muhafaza ederler hem de yüksek verim alırlar. Dikkat edilmesi gereken tek nokta; yanmış gübrenin hemen serilebileceği, yaş gübrenin ise bir süre bekletilmesi gerektiğidir."
Tarım uzmanları, hayvansal organik gübrelerin toprağın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor. Kimyasal ajanların aksine, toprağın organik madde dengesini kuran hayvansal gübreler, su tutma kapasitesini artırırken havalanmasını da kolaylaştırıyor. İçeriğindeki zengin besin elementlerini toprağa yavaşça salarak, bitkinin 7 yıl boyunca dengeli beslenmesini sağlıyor. Bu yöntem, toprak altındaki yararlı mikroorganizma faaliyetlerini artırarak, erozyon riskini azaltıyor ve tarım arazilerinin çölleşmesini engelleyerek gelecek nesillere verimli bir toprak mirası bırakılmasını sağlıyor.
