Erzurum'da Bir Sahafın Raflarında Asırlık Nâbî Divanı Nüshası Ortaya Çıktı

Erzurum’da bir sahafın raflarında yıllardır bekleyen Nâbî Divanı, yapılan incelemeler sonucu 19. yüzyıla ait önemli bir eser olarak değerlendirilmeye başlandı.

Erzurum'da Bir Sahafın Raflarında Asırlık Nâbî Divanı Nüshası Ortaya Çıktı
Erzurum’da bir sahafın raflarında yıllardır bekleyen Nâbî Divanı, yapılan incelemeler sonucu 19. yüzyıla ait önemli bir eser olarak değerlendirilmeye başlandı.

Erzurum’un kültürel zenginliklerini yansıtan sahaflarından birinde, yıllardır sessizce bekleyen bir kitap, yapılan araştırmalar sonucunda Türk edebiyatı açısından önemli bir eser olarak gün yüzüne çıktı. İlk bakışta sıradan bir Osmanlıca eser gibi görünen bu kitap, 17. yüzyılın ünlü şairlerinden Nâbî’nin Divanı’na ait nadir taş baskı nüshalarından biri olarak tespit edildi. Keşif, Vakanüvist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Taner Özdemir’in dikkatli incelemeleriyle başladı. Özdemir, sahaf raflarında karşılaştığı kitabın ilk sayfalarını incelerken, içindeki detayların sıradan bir eserden farklı olduğunu fark etti.

Yapılan karşılaştırmalarda, eserde yer alan beyitlerin, Nâbî Divanı’nın açılışındaki meşhur Tevhid bölümüne ait olduğu belirlendi. Özellikle "Gülşen-i tevhîde kıl rûh u revân" ve "Evvel ü âhirdir o şehinşâh-ı kadîm" mısralarının, Nâbî Divanı’nın bilinen yazma ve matbu nüshalarıyla birebir örtüştüğü görüldü. Bu tespit, eserin kimliğini kesinleştiren önemli delillerden birini oluşturdu. Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de sayfa düzeni oldu. Ana metnin çevresinde bulunan ve ilk bakışta not gibi görünen derkenar yazıları, aslında dönemin taş baskı geleneğini yansıtan özgün bir mizanpaj örneği olarak karşımıza çıkıyor. Osmanlı matbaacılığında sıkça kullanılan bu yöntem sayesinde aynı sayfada birden fazla metin okuyucuya sunulabiliyordu.

Uzman değerlendirmelerine göre eser, Hicrî 1200’lerin sonu ile 1300’lerin başında, yani 19. yüzyılda basılmış bir taş baskı nüsha olma özelliği taşıyor. Bu durum, kitabı yalnızca edebî açıdan değil, Osmanlı yayıncılık ve matbaacılık tarihi açısından da değerli kılıyor. Yüzyıllar boyunca ilim, irfan ve kültür merkezi olan Erzurum, böylece bir kez daha önemli bir kültürel keşfe ev sahipliği yapmış oldu. Bir sahaf dükkânının sessiz raflarında saklı kalan bu eser, uzun yılların ardından yeniden gün yüzüne çıkarak araştırmacıların dikkatine sunuldu.

Taner Özdemir, bu tür kıymetli eserlerin kültürel hafızanın canlı tanıkları olduğunu belirterek, sahaflarda ve özel koleksiyonlarda hâlâ keşfedilmeyi bekleyen birçok tarihî eserin bulunduğuna dikkat çekti. Özdemir’e göre her eski kitap, yalnızca geçmişten kalan bir eşya değil; aynı zamanda kendi döneminin düşünce dünyasını, sanat anlayışını ve kültürel birikimini günümüze taşıyan bir zaman kapsülü niteliği taşımaktadır.

Erzurum’da ortaya çıkan bu asırlık Nâbî Divanı, klasik Türk edebiyatının büyük ustalarından birinin sesini yeniden duyurmakta ve sahaf raflarının bazen tarih kitaplarının yazamadığı hikâyeleri saklayabildiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yüzyıllardır sessizce bekleyen bu eser, bugün hem edebiyat araştırmacıları hem de kültür tarihine ilgi duyanlar için önemli bir keşif olarak değerlendirilmektedir.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin