İlçenin Doğançayır Mahallesi’nde iddiaya göre, bir avukat tarafından hukuki takibi yapılan 3 bin 500 dönümlük tarım arazisi, iki ayrı şahsa eş zamanlı olarak kiralandı. Her iki taraftan da ayrı ayrı kira bedeli tahsil ettiği öne sürülen hukuki temsilciye olay sonrasında tarafların ulaşamadığı iddia edildi. Söz konusu taraflardan birinin araziyi erkenden işleyerek nadas, tohum, ilaçlama ve işçilik dahil olmak üzere yaklaşık 50 milyon liralık tarımsal yatırım gerçekleştirdiği belirtildi. İki aylık hummalı bir çalışmanın ardından mahsullerin gelişim göstermesi ve hasat dönemine yaklaşık bir ay kalması üzerine, araziyi kiralayan diğer tarafın alana gelerek toprağı yeniden sürmeye başladığı öne sürüldü.
Mahkeme tarafından çıkan karara itiraz edildiği öğrenilirken, bu müdahale neticesinde, yaklaşık 200 dönümlük alanda olgunlaşma aşamasındaki bezelye bitkisi tahrip edildi. Ektikleri mahsulün zarar gördüğünü fark eden üreticiler ve çalışanlar, faaliyetlerin durdurulması amacıyla durumu jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye gelen jandarma birimleri, taraflar arasında başlayan sözlü tartışma ve gerginliğin büyüme ihtimaline karşı geniş güvenlik önlemleri aldı. Gerginliğin tırmanması üzerine bölgeye takviye polis ekipleri de sevk edildi. Kolluk kuvvetlerinin, taraflar arasında fiziki bir çatışma yaşanmaması adına tarım arazisinde güvenlik nöbetine devam ettiği bildirildi.
Öte yandan tarlanın mahkeme kararı ise karşı tarafa verildiği öğrenilirken, köy halkı hasadı yakın olan mahsulün biçilmesine karşı tarım il müdürlüğü veya yetkililerin müdahale etmesini istedi. Binlerce dönüm tarlanın 20 gün içinde hasadı yapılacak olması ve bunun beklenmeden sürülmesi, milli gelire bir zarar olduğu ifade ediliyor. Köyle tarlalara gelerek, sürülmemesi için mücadele veriyor.
"Devletimizin bize sahip çıkmasını istiyoruz"
Konu hakkında konuşan Doğançayır Mahallesi sakini Halil İbrahim Özünlü, "Doğançayır’daki çiftçilerimizden Kazım Bilgiç, dört senedir bu tarlaları ekiyor; buna tüm köy şahittir. Bu adam, sadece bu yıl tarlaya 50 milyona yakın para gömdü. Ancak birileri aynı tarlayı iki kişiye birden icar vermiş. Adam buraya nadası, tohumu, ilacı derken dünya kadar masraf yaptı. Mahsuller yirmi gün sonra hasat edilecekti. Ortada 80-90 milyon liralık bir mahsul var; soruyorum size, hangi memlekette böyle bir adaletsizlik olur? Hasada yirmi gün kalmışken mahsul hiç bozuluverir mi? Bu yapılan milli servete ihanettir, hangi dinde imanda yeri vardır bunun? Mustafa Topkaya denen bu avukat, tarlayı hem Kazım Bilgiç’e hem de Sırrı adındaki diğer şahsa icar vermiş. Savcılarımızın ve hakimlerimizin bu konuya duyarlı olmasını, harekete geçmesini istiyorum. Yirmi gün sonra, haziran sonunda hasat edilecek olan 80-90 milyon liralık bir üründen bahsediyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şeye göz yumulmaz. Yazık günah değil mi? Adam buraya emeğini, parasını yatırdı. O insanlar ne yapmaya çalışıyor? Doğançayır halkından tek bir kişi bile onları burada istemiyor. Bunlar arkalarına birilerini alıp motorlarla gelerek kafalarına göre iş mi yapıyorlar, üçkağıtçılık mı çeviriyorlar? Devletimizin bize sahip çıkmasını istiyoruz. Tarlada şu an bozulmuş olan, ziyan edilen kısım bile tek başına 5-10 milyon lira zararda. Eğer tarlanın kalanını da bozarlarsa toplam zarar 90-100 milyonu bulacak, yetkililer bunun hesabını iyi yapsın. Buradan Cumhurbaşkanıma da sesleniyorum: Bakınız, aynı tarlayı Kazım Bilgiç’e iki kez kiraladılar. Millet bunu neden anlamıyor? Hakkımızı aramak için illa bir yerlerde tanıdığımızın mı olması lazım? Köyde büyük bir gerginlik var. Millet huzursuz, herkes fazlasıyla rahatsız" dedi.
"Bu ürünler ziyan olursa maaşlarımızı alamayacağız"
Tarlada çalışan ve hala maaşlarını almadıklarını belirten Sezai Ülküocak "Burada diz boyuna gelmiş, çok güzel bir mahsulümüz vardı. Hasat edilmesine sadece 15-20 gün kalmıştı. Gelip gözümüzün önünde bu mahsulü bozdular, ziyan ettiler. Bizim buradaki el emeğimiz, gece gündüz çabalayarak yetiştirdiğimiz ürünlerimiz mahvoldu. Biz hakkımızı, emeğimizi Kazım Bilgiç’ten alıyorduk; şimdi mahsul böyle yok edilince hakkımızı alamayacağız. Burada en başta üç işçinin doğrudan emeği var. Bu mallar böyle bozulup giderse maaşlarımızı alamayacağız" ifadelerini kullandı.
"Bir çözüme ulaşılması için, bir cinayet işlenmesi ya da birilerinin ölmesi mi gerekiyor"
Oluşan bu durum sebebiyle mahallede gerginliğin arttığını belirten köy sakini Celil Uçarel ise "Jandarma geliyor ama gidip onların başında bekliyor, bu sırada onlar bizim tarlamızı bozuyorlar. Burada bir kavga çıksa, ölüm kalım yaşansa ne olacak? Jandarma bekliyor beklemesine de kimin tarafında bekliyor? Bizim ölmemizi mi bekliyorlar? Bir çözüme ulaşılması için illa bir kavga çıkması, bir cinayet işlenmesi ya da birilerinin ölmesi mi gerekiyor? Ben henüz maaşımı alamadım. Eğer ürün zamanında toplansaydı, o ürünün parasıyla bizler de maaşlarımızı alacaktık. Burada çalışan 80-100 kişi var; bu insanlar ne yapacak, bunların parasını kim ödeyecek? Sırrı mı ödeyecek bizim paramızı? Yazıklar olsun, gerçekten çok yazık. Bu ürünler dünyanın parasıyla, büyük emeklerle yetişiyor; bunların her biri milli servettir. Adam buraya tam 50 trilyon para harcadı. Şimdi ise mahsulü kurutup atmışlar. Bunu hangi vicdan kabul eder? Hiçbir vicdan bunu kabul etmez. Şurada 10 gün sonra hasadı yapılacaktı, çiçek açmış durumdaydı; yazık günah değil mi? Bu adamı kim gayretlendiriyor, arkasında hangi devlet adamı var, kim kayırıyor bunu? Bu adamı kim kayırıyorsa çıksın ortaya, o gelsin buraya! Sırrı’nın arkasında kim varsa hesap versin. Biz burada hırsızlık yapmıyoruz, gece gündüz çalışıp ekmek parası kazanıyoruz. Hepimiz köylü kökenli, emeğiyle geçinen insanlarız. Hepimiz emeğiyle geçinen insanlarız" şeklinde konuştu.
