İstanbul'un Fatih ilçesinde, 4 kişilik Böcek ailesinin "zehirlenme" iddiası sonucu hayatını kaybetmesine dair davanın duruşması başladı. Almanya'dan 9 Kasım 2025 tarihinde İstanbul'a gelen ve 13 Kasım 2025'te zehirlenme nedeniyle hayatını kaybeden ailenin, anne Çiğdem Böcek (27), baba Servet Böcek (38), 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümleriyle ilgili olarak 5'i tutuklu 6 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirildi ve tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve tarafların avukatları duruşmada hazır bulundu.
"Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" başlığı altında savunma yapan otel sahibi Hakan Oğlak, olayın yaşanmasından dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Olayın meydana geldiği dönemde bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil isimli bir arkadaşım beni arayarak, '101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?' diye sordu. Ona, 'ilaçlama şirketini arayın' dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlama yapmışlar.
Odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. İlaçlama şirketini seçmemizin nedeni, Google puanı ve sitelerindeki referans otellerdi. 101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi imkansızdır; çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. Bu ilaçlamayı ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı; ben nasıl bilebilirim? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Olayda benim herhangi bir kusurum yok. Profesyonel bir firmaya yaptırdım. İlaç firması ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" dedi.
İlaçlama firması sahibi Zeki Kışı ise savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk, ancak pandemi nedeniyle alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var, neye iyi geldiğini sadece ustalar bilir. Ben ilaç satın almam; ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben firma sahibiyim; işlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık" şeklinde ifade etti.
Mahkeme başkanı, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini öngöremedin mi?" diyerek sanığı sorguladı. Sanık, bu soruyu yanıtsız bıraktı. İlaçlama firması sahibinin oğlu Serkan Kışı, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ’ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğu için işten ayrıldım. 5-6 ay sonra babamın yanına gidip işlerde yardım etmek amacıyla geldim. Firmadan herhangi bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek’tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti; bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi.
Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandıktan sonra, yargılamaya 45 dakika ara verildi. Aranın ardından duruşmaya devam edilecektir.
