Türkiye'nin Kasım ayında Antalya'da düzenleyeceği COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde, iklim politikaları ve sivil toplumun rolü yeniden gündeme geldi. Bu bağlamda, İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum" sempozyumu, iklim krizine yönelik adil dönüşüm politikalarının ve toplumsal katılımın önemini tartışmak amacıyla gerçekleştirildi.
İklim Verileri ve Adil Dönüşüm Vurgusu
14 Mayıs tarihinde Dr. Öğr. Üyesi Canan Özcan Eliaçık'ın moderatörlüğünde düzenlenen sempozyum, Yeşil Düşünce Derneği yönetim kurulu başkanı Özlem Teke'nin "Adil Dönüşüm için Yeşil Ekonomi" başlıklı sunumuyla başladı. Teke, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun tarihsel olarak en yüksek seviyelere ulaştığını belirterek, iklim krizinin acil bir mesele haline geldiğini vurguladı. Türkiye'nin emisyon azaltım hedeflerinin daha somut ve kararlı adımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Döngüsel ekonomi modelleri ve Amsterdam'da uygulanan "Simit Ekonomisi" yaklaşımını örnek gösteren Teke, kuşaklar arası adaletin sağlanmasının sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Paydaş Katılımı ve İklim Adaleti Tartışıldı
Proje koordinatörü Onur Akgül, "Adil Geçiş Perspektifinde İklim Adaleti ve Paydaş Katılımı" başlıklı sunumunda iklim krizinin sosyal ve ekonomik etkilerine odaklandı. Küresel deniz seviyesindeki yükselişin bazı ada topluluklarını tehdit ettiğini ifade eden Akgül, fosil yakıtlara olan bağımlılığın yerel halk sağlığı ve ekonomik yapı üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğuna dikkat çekti. Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santral örneği üzerinden, iklim politikalarının sosyal adalet boyutuyla ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
COP31 Sürecinde Türkiye’nin Stratejik Rolü
Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer, "COP31 ve Türkiye’de İklim Hareketi" başlıklı konuşmasında, Türkiye'nin iklim diplomasisindeki rolüne vurgu yaptı. Afşin-Elbistan bölgesinde yürütülen saha çalışmaları ile fosil yakıt yatırımlarının tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Türkiye'nin COP31 sürecinde "orta güç" olarak önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini belirten Özyer, sivil toplumun organize ettiği "Halkların İklim Zirvesi" gibi platformların önemini vurguladı.
Nükleer Enerji ve Risk Yönetimi Gündemdeydi
Sempozyumda nükleer enerji politikaları da tartışıldı. nükleersiz.org Koordinatörü ve Sosyolog Dr. Öğr. Gör. Pınar Demircan, "İklim Siyaseti ve Nükleer Enerji: Sivil Toplum için Yeni Bir Mücadele Alanı" başlıklı sunumunda nükleer enerji yatırımlarının çevresel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi. Demircan, uranyum madenciliğinden atık yönetimine kadar tüm süreçlerin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurumsal yapısı ve risk yönetimi süreçlerine de değinerek, enerji politikalarında şeffaflık, demokratik katılım ve kamusal sağlık ilkelerinin önemini vurguladı.
Emek, Ekoloji ve İnsan Hakları Boyutu Ele Alındı
Etkinliğin soru-cevap bölümünde çevre politikaları ile ekonomik gerçeklikler arasındaki denge tartışıldı. Konuşmacılar, "adil geçiş" mekanizmalarının madencilik ve enerji sektöründe çalışan işçilerin hak kaybı yaşamaması açısından kritik olduğunu ifade etti. Sendikaların ve emek örgütlerinin dönüşüm süreçlerine aktif katılım göstermesi gerektiği, plansız santral kapanmalarının yerel ekonomiler üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği vurgulandı. Ayrıca, COP28 Dubai Zirvesi’nde kabul edilen "fosil yakıtlardan uzaklaşma" kararının iklim hukuku açısından önemli bir adım olduğu belirtildi.
Teşekkür Belgeleri Takdim Edildi
Sempozyumun kapanışında, iklim adaleti ve sivil toplum alanındaki katkıları nedeniyle konuşmacılara İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker tarafından teşekkür belgeleri verildi. Etkinlik, iklim hedeflerine ulaşmada akademik bilgi birikimi ile toplumsal katılımın birlikte güçlendirilmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.
