Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın himayesinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve İstanbul Aile Vakfı'nın ortaklığıyla düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi", iki gün süren etkinliklerin ardından sonuç bildirisi ilan edilerek tamamlandı. Zirvede, birçok önemli konu ele alındı. Bu konular arasında ‘Gazze ve Medya’, ‘Dijital Çağda Haya Ahlakı’, ‘Dijital Ayak İzinden Dijital Ruh İkizine: Verilerimizin Yeni Sahibi Yapay Zeka’, ‘Pornografi Kültürü’, ‘Hiperseksüelleşme ve Medya Etkisi’ gibi başlıklar yer aldı. Zirve, sunucu Selahaddin Kocaaslan’ın sonuç bildirisi okumasıyla sona erdi.
Bildiride, dijitalleşmenin sadece teknik bir dönüşüm olmadığının altı çizildi. Bu sürecin sosyokültürel, psikolojik, ekonomik ve ahlaki boyutları olduğu vurgulandı. Zirvenin amacı ise bireylerin ve ailelerin ekran karşısındaki iradesini, zamanını ve dikkatini yeniden kazanmasına yönelik farkındalık oluşturmak olarak belirtildi. Kamu kurumları, akademi, medya, hukuk, teknoloji dünyası ve sivil toplum kuruluşları ile gençlerin katılımıyla gerçekleştirilen zirve, kültürel aktarım, bağımlılık, söylem ve temsil üzerine oturumlar düzenlendi.
Dijital teknolojilerin bilgiye erişim, iletişim, eğitim, üretim ve toplumsal katılım için önemli araçlar olduğuna değinilen bildiride, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği riskler de sıralandı. Özellikle veri güvenliği, mahremiyet ve dikkat ekonomisi gibi konulara dikkat çekildi. Ekranların, içeriklerin niteliği ve algoritmik yönlendirmeler aracılığıyla bireyler üzerinde şekillendirici bir etkisi olduğu ifade edildi. Ayrıca, Gazze'deki olayların aktarımında karşılaşılan sorunların bu durumun somut örnekleri arasında yer aldığı belirtildi.
Bildiride, çocuklar ve gençlerin sağlıklı gelişimlerini tehdit eden cinsiyetsizleştirme ve bağımlılık oluşturan içeriklerin dijital platformlarda yaygınlaştığına dikkat çekildi. Ailelerin, çocuklarının dijital ortamdaki gelişimini gözetme ve yönlendirme haklarının önemine vurgu yapılarak, dijital dünya üzerindeki manipülasyon ve dezenformasyonun önüne geçilmesi gerektiği ifade edildi. Ailelerin dijital çağda da bireylerin en güçlü destek mekanizması olduğu belirtildi.
Dijital dönüşüm süreçlerinde ailenin korunması ve güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Mevzuat kapsamında getirilen yükümlülüklerin etkin bir şekilde uygulanması gerektiği ifade edilerek, çocukların güvenliğini artırıcı uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğine değinildi. Ayrıca, dijital platformların çocuk dostu içerikler sunması ve nesiller arası etkileşimi destekleyen uygulamaların teşvik edilmesi gerektiği de belirtildi.
Aile ve çocuk dostu yayıncılık anlayışının önemine değinilen bildiride, medya şirketleri ve içerik üreticileri için bir 'Medya Söylem Rehberi' hazırlanması gerektiği vurgulandı. Dijital dünyada zararlı etkilerden korunmanın sağlanması ve dezenformasyonun önlenmesi amacıyla bireysel ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği sonucuna ulaşıldı.