Medicana Kadıköy Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Tayfur, glokomun sinsi bir hastalık olduğunu belirterek, "Göz, içinde sıvı bulunan küresel bir yapıya sahiptir. Bu sıvının oluşturduğu basınç, gözün sağlıklı işleyişi için gereklidir. Ancak göz içi basıncının yükselmesi, optik sinirde hasar yaratabilir. Bu durum ilerledikçe görme alanında daralmalar ve kalıcı görme kayıpları meydana gelebilir" açıklamasında bulundu.
Op. Dr. Tayfur, göz tansiyonunun düzenli takibinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Yüksek göz içi basıncı, geri dönüşü olmayan hasarlar oluşturabilir. Bu sebeple göz tansiyonunun düzenli olarak ölçülmesi ve kontrol edilmesi gerekmektedir" dedi.
Göz İçi Basıncı Değerleri
Göz tansiyonu için tek bir normal değer olmadığını belirten Op. Dr. Tayfur, "Araştırmalar, toplumda ortalama göz içi basıncının 10 ile 21 mmHg arasında değiştiğini göstermektedir. Ancak bu değerlerin içinde olmak, glokom riskinin olmadığı anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.
Glokom ve göz tansiyonu arasındaki ilişkiye değinen Op. Dr. Tayfur, "Bazı bireylerde göz içi basıncı yüksek olmasına rağmen optik sinirde hasar oluşmayabilir. Aynı şekilde, normal seviyelerde göz tansiyonu olanlarda da sinir hasarı oluşabilir. Bu nedenle glokom teşhisinde yalnızca göz içi basıncı ölçümü yeterli değildir. Detaylı göz muayenesi ve ileri tetkikler de yapılmalıdır" dedi.
Glokom Riskini Artıran Faktörler
Op. Dr. Tayfur, "Glokom her yaş grubunda görülebilir, ancak özellikle 40 yaş sonrası daha yaygın görülmektedir. Ayrıca bazı sistemik hastalıklar ve genetik etkenler de glokom riskini artırabilir. Diyabet, hipertansiyon ve migren gibi sağlık sorunları bulunan kişilerde glokom gelişme ihtimali yüksektir. Aile geçmişinde glokom öyküsü olanlar da risk altındadır. Uzun süreli kortizon kullanımı da göz içi basıncını artırabilir" şeklinde konuştu.
Risk grubundaki bireylerin düzenli göz muayenelerini yaptırmalarının önemini vurgulayan Op. Dr. Tayfur, "Diyabet, hipertansiyon veya ailede glokom öyküsü olanların göz kontrollerini aksatmamaları, erken teşhis açısından büyük önem taşır" dedi.
Belirsiz Seyir ve Erken Teşhis
Glokomun uzun süre belirti vermeden ilerlediğini belirten Op. Dr. Tayfur, "Birçok hasta, hastalığın ileri evrelerinde görme kaybı yaşadığında durumun farkına varıyor. Ani göz içi basıncı yükseldiğinde ise bulanık görme, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtiler meydana gelebilir. Böyle durumlarda göz hekimine acilen başvurulmalıdır" dedi. Erken tanının önemine dikkat çekerek, "Düzenli göz muayeneleri sayesinde hastalık erken evrede tespit edilebilir ve görme kaybının ilerlemesi engellenebilir" diye ekledi.
Glokom Tedavisi
Glokom tedavisinin ilk adımının detaylı göz muayenesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Tayfur, "Göz içi basıncının ölçülmesi, optik sinirin değerlendirilmesi ve gerekli testlerin yapılmasının ardından hastaya uygun bir tedavi planı oluşturulur. Genellikle göz içi basıncını düşüren damlalar tedavide en sık kullanılan yöntemlerdir. Bu ilaçlar tek başına veya kombinasyon halinde kullanılabilir" açıklamasında bulundu.
Göz tansiyonunun kontrol altına alınmasının önemini dile getiren Op. Dr. Tayfur, "Göz içi basıncının düşürülmesi, optik sinirde oluşabilecek hasarın ilerlemesini önlemek açısından kritik bir rol oynamaktadır" dedi.
Düzenli Muayene Önerisi
Glokomun erken teşhis edilmediğinde ciddi görme kayıplarına sebep olabileceğini belirten Op. Dr. Tayfur, "Özellikle 40 yaş üstü bireylerin yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmaları önerilmektedir. Risk grubundaki kişilerin ise kontrollerini daha sık yaptırmaları gereklidir. Göz tansiyonunun yüksek olup olmadığını ancak düzenli göz muayeneleri ile anlayabiliriz. Erken tanı sayesinde görme kaybının önüne geçmek mümkündür" değerlendirmesinde bulundu.
