İstanbul'da, 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının 50. duruşması, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde devam etti. Duruşmada savunma yapan İBB Halkla İlişkiler Müdürü tutuklu sanık Serap Karay, 20 yıldır yerel yönetimlerde çalıştığını ve yaklaşık 17 yıldır da devlet memuru olduğunu ifade etti. İş hayatına özel sektörde yönetici olarak başladığını ve Avcılar Belediyesi’nde özel kalem müdürü olarak memuriyet hayatına geçtiğini belirtti. Karay, 2021 yılında mülakatla Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nda Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı olarak atandıktan sonra 2024 yılının Nisan ayında Halkla İlişkiler Müdürü olarak görevine devam ettiğini söyledi.
Karay, "Yapmış olduğumuz ihaleler, kanunlar çerçevesinde kamu yararı gözetilerek gerçekleştirilmiştir. Geçmiş yıllardaki ihalelere bakıldığında, o ihalelerin teknik ve idari şartnamelerinin kısmi teklife kapalı olduğu görülmektedir. Biz, geçmişte olduğu gibi ihalelerimizi aynı şekilde sürdürdük. İhtiyaç durumunda sadece küçük eklemeler ve çıkartmalar yaparak ihaleler gerçekleştirilmiştir. İddianamede üzerime atılı ihaleye fesat karıştırma suçunu nasıl işlediğime dair hiçbir delil sunulmamıştır. Bu nedenle bu tahmine ve varsayıma dayalı bilirkişi raporlarını kabul etmiyorum." dedi.
Sonrasında savunmasına geçilen tutuklu sanık Taner Çetin, hakkında iddianamede yer alan suçlamalara karşı yaptığı savunmada, "20 Mayıs sabahı gözaltına alınana kadar Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nda daire başkanı olarak görev aldım. Bu kürsüye yalnızca bir ceza soruşturmasının muhatabı olarak değil, hakkındaki iddialarla hiçbir ilgisi bulunmayan, özel hayatına ilişkin haberlerle hedef gösterilmiş bir insan olarak çıkıyorum. Algı operasyonunda işimle ilgili linç girişiminde bulunulmuştur. 'Halay başından Kültür Müdürlüğü’ne, oradan daire başkanlığına' şeklindeki haberlerden dolayı öfkeliyim. Evet, ben bir halay başıyım ve Türkiye’nin en iyi halay başlarından biriyim." şeklinde konuştu.
Çetin, savunmasında, "Gerçekten böyle bir yapı olsaydı, bu kadar çok kontrol mekanizmasının bulunduğu bir süreçte bunun hiçbir somut iz bırakmadan yalnızca tek bir kişiye bağlanabilmesi mümkün olmazdı. Ortada somut bir hile organizasyonu yoktur. İddianamede yazılanların tamamı kamu yönetimi açısından yapılmış iş ve işlemlerdir. Bana yöneltilen suçlamaların özü, bazı ihalelerde mal ve hizmeti birlikte ihale etmekten ibarettir. 35 yıldır atmış olduğum tüm imzaların arkasındayım. İddia makamı sözde örgüt yöneticisi Fatih Keleş’e bağlı olduğumu belirtmektedir. Ben Fatih Bey ile hiç görüşmedim. 5 senedir İBB’deyim, bir kere bile görüşmedim." dedi.
Çetin, çapraz sorguda savcının "Uzun yıllardır belediyede çalıştığınızı görüyorum, aldığınız maaş harici bir geliriniz var mıdır?" sorusuna, "İştirak şirketlerinden gelen huzur hakkımız var." yanıtını verdi. Duruşma, sanık Çetin’in avukatının savunmasının ardından yarına ertelendi.